Home » alışveriş » Recent Articles:

Pazartesi notları (buldum)

August 23, 2010 ŞEHİR 2 Comments

Akbank Caz basın toplantısına gittim, kim kiminle nerede nasıl öğrendim. Merak ediyorsanız festival blogumuzdan olanı biteni okumak için şurayı tıklıyorsunuz.

Etiler Barış Büfe var ya. Oranın kendi yapımı ayranlarını küçük şişelere koymuşlar. Ver dedim 3 tane bana. Koy torbaya.

Emek Sineması‘nın yanında yıllardır devam eden inşaat için son haberler geldi: Alışveriş merkezi olacakmış, içine de H&M dolacakmış. … Continue Reading

Buğulama hayat senfonisi

March 14, 2010 İLİŞKİ 2 Comments

Dört kadın. Sex & The City modeli, kendimize biçilen rollerle masaya kurulduk. Cihangir Mesta Sandwiches & Treats‘de. Ben Dana Jambon istedim Selen’le paylaştım. O da Izgara Sebzeli’sinin yarısını verince ödeştik. Selim, Cem, Arda, Kerem’den konuşmayacağız. Sözleştik. Bugünkü mevzumuz: “neden başlıca konumuz erkekler ve ilişkiler” … Continue Reading

Sen iyi adam(mı)sın

November 19, 2009 büfe, İLİŞKİ, kahvaltı, yemek 2 Comments

namli

Dün öğle yemeği için Namlı‘ya gittik. Kodadı Ahsen, Mesela Mehmet, bi de ben. Önden portakal sularını istedik (taze sıkılmış). Gripten korunmak için her gün içmek alışkanlık oldu. Sonra Mesela Mehmet “kızlar siz oturun, ben tabakları ayarlarım” dedi, şunu da al bunu da al listemizi itinayla dinledikten sonra (ben tabii ki sosis, kısır, salata; Kodadı Ahsen sarma, pilav ve köfte isteklerini geçti) yemeklerin sıra sıra durduğu kontuara yöneldi. Kodadı Ahsen “Ne iyi adam di mi sevgilim?” dedi. Ben de kendisinden iyi adam kriterlerini anlatmasını rica ettim. … Continue Reading

Arş'a ermiş sarhoş

October 16, 2009 bar, cafe, ŞEHİR No Comments

den

Karma karışık. Çok güzel kelime. Tam da ruh halimi anlatmak için yazılmış.Ya da konuya Bülent Ortaçgil söylüyor: Olmalı mı olmamalı mı? diye girmek istiyorum. Tabii ortada bir konu varsa.

Den’deyiz. Alışık mekan. Evden çıkınca yerimin yurdumun olmasını, şimdi nereye gitsem de çalışsam diye düşünmemeyi seviyorum. Biliyorum hepinizde var onlardan. Kiminiz ofis, diğeriniz okul, biriniz kütüphane diye tanımlasa da aslında aradığımız, mecburen ya da tercihen, kendimizi iyi hissettiğimiz yer. Kahve, park, birahane, yatak…

Benimki Den Cafe. Nişantaşı’nda. Mim Kemal Öke Caddesi’nin hemen başında. Pek çok sebebi var. Birincisi beyaza boyalı zemin. Ahşap, parkeden. Sonraki müzik koleksiyonu. Chill out, bossa nova, nujazz, soft rock. Özel seçkiler. Ve son olarak, belirtmek gerekirse, Sezar Salatası’na eşlik eden bloody marry. (siz bunu Angora şarabın yanında tavuk dilimleri olarak da değiştirebilirsiniz, maksat muhabbet modeli) … Continue Reading

Cezayir usulü "Haute Couture"

October 8, 2009 dükkan, ŞEHİR No Comments

buka

Bazen bir elbise görüyorum. Dikimi, kesimi, boyu muhteşem. Sanırsın bana özel yapılmış. Ama kahverengi. Tenime hiç gitmez. “Bunun sarısı var mı acaba?” diyorum tezgahtar hanıma. Yok. Siyahı. O da yok. Kahverengiden başka nesi var. Mor. Aman istemem.

Ya da aynı senaryo şöyle gelişiyor. Rengi yeşil. Tam sevdiğim tonda. Tipi de ok. Çiçekli. Bu sezonun trendi. Beli de oturdu. Üzerimde kesilmiş gibi. Ama kollarında bir potluk. Dikkatimi çekti. Annem bu alınmaz diyor. Ben “terziye yaptırırım.” Bir tartışma arbade. Dükkandan çıkılıyor. Mantıklı düşünmeyi becerince annem haklı.

İşte O yüzden Cezayir sokağındaki Buka‘yı görünce hazine bulmuş gibi oldum. Önce Bil’s diye girdim. Yıllar önce bir gömlek almıştım. Burçak Hanım düzeltti. Burası Buka. Pek çok utandım ama çaktırmadım. Orada manasızca duracağıma soru yağmuruna başladım. İyi ki. Çünkü öğrendiklerim altın değerinde.

Bir kere burada tipini beğendim de rengi fena derdi yok. Hemen aynısının tıpkısının pembesi yapılıyor. Eğer beli oturmamışsa aşağı kattaki imalathaneden gelen bay terzi iğneleri takıyor. Ben kedileri çok severim diye giderseniz, size kısa zamanda türünün tek örneği elbise hazırlanıyor, 150 TL’ye torbanıza giriyor.  Kıyafetinizin altına ayakkabı, boynunaa kolye ararsanız da dükkanda istediğiniz bulunuyor. Takım taklvat tamam. İşe, partiye, geceye hazırsınız.

BCBG (Bu Cumartesi Beni Gör)

September 26, 2009 ŞEHİR No Comments

b2

Seller yüzünden evler yıkılıyor. Myspace anlayamadığımız nedenlerle yasaklanıyor. İnsan hakları konusunda fazla gelişme sağlanmıyor. Hala Avrupa’ya giderken yüzümüze nerden geldin diye bakılıyor. İsveç sokaklarında İspanyol olduğumuzu düşünerek yanımıza gelenler, Türk pasaportunu görünce şaşkınlık geçiriyor. Su kesiliyor, elektrik kesiliyor, kafa kesiliyor. İmam nikahıyla kadın alınıyor, boş ol diyince kadın atılıyor. Manikür yaptıran adama homoseksüel deniyor. Depremde yıkılan evlerin içinden kapkacak çalınıyor. Bir salataya 40, elektiriğe 25 TL ödeniyor. Fedailer kavga yerine saçlarını yandan ayırıyor. Köpekler, kediler, insanlar dövülüyor. 2010’da Türkiye’nin durumu. Her bakımdan gerideyiz. Bir dakika yanlış oldu. Tek bir konu dışında. Moda. Dünyanın neresinde ne varsa bizde sağlam. Eksiği olmaz, fazlası var.

Davetlerde salınan hanımları görmüşsünüzdür. Kıyafetiniz nerden derler. Chanel. Beykoz’da kahve içen kızı çekerler. Ayakkabılarınızın markası? Prada. Nişantaşı’nda torbalı kadınlar da dikkatinizi çekmiştir. Beymen, Blender, Nursace, Cavalli. Alışveriş tutkumuzla, moda aşkımız geçmez. En severek aldıklarımız, iki ay sonra çöp torbasında. BCBG hariç. Nasıl oluyor da oluyor çözülememiş ama markanın yaptıkları on yıl sonra da kuru temizleme torbasında dolapta. Uçan eteklerle, masalsı elbiseler bu sezon yine moda.

Poznan’ın da en iyisi var

p3

Poznan’daki küçük kahvelere bayıldım. Hayatımın en güzel salatalarını, pancar çorbasını, patates yemeklerini, Croque Madame’larını yedim, vodkalarını içtim. Parklarında oturdum, sokaklarında turladım. Poznan-Berlin geri dönüş yolunda da kararımı verdim. Seneye bir kaç günlüğüne Poznan’a gidiyoruz. İçkiler ucuz, insanlar kibar, şehir Alice Harikalar Diyarı’ndan çıkmış gibi. Yazın suni kanal kenarında partiler bile var.

Ama bir sorun olur da beni aramadan geçicek olursunuz diye Poznan’ın da en iyilerini yazıyorum. Gidip de turistçilik oynamayın. Bunları da elbette Poznan sosyetesinden öğrendim.

p4

En güzel akşam yemeği: Ratuszova.
En iyi akşamüstü drink’i: Dragon Bar. Üstelik internet ve rahatça oturacağınız koltuklar var. Biraz Gizli Bahçe’nin eski zamanlarını yaşatan nostaljik tonu da.
En lokal bar: Jameson.
En istikamet gece kulübü: Hafta sonu Blueberry (halk arasında bbb olarak geçiyor, kafanız karışmasın) , perşembeleri Blue Note.
En ucuz alışveriş dükkanı: Bestbuyers. Vero Moda ve Only’nin fabrika satış fiyatına ürünleri var.
En geleneksel restoran: Pryjaciel Koziolkov
En Polon bira: Tyskie

p5

En ilginç içecek: Kendiliğinde chile ya da tabasco konmuş olan domates suyu. Marketlerde.
En iddialı vodka: Sırasıyla Debowa (şişesi 19 TL’ye geliyor), Zolatkowa (hafif baharatlı tadı var) Wybrowa(baş ağrısı ve ertesi sabah sendromuna son)
En denenesi lezzet: Pancake Square’deki soğuk borzch çorbası.
En görülesi bina: İtfaiye
En katılınası aktivite: Opera’da bir gece.
En iyi kahvaltı: Weranda Cafe. Tostları, lattesi, elmalı payı denenmeli.
En Poznan içkisi: Greyfurt-vodka karışık.
En alışkanlık: Vodkayı şat içmek, iki üç tur arasında bir bardak su devirmek.
En büyük zorluk: Arnavut kaldırımlarda topuklu ayakkabıyla yürümek
En oturulası kahve: Cocorico. Özellikle bahçesi açık olduğu bir günde.
En görülesi atraksiyon: Saat 12’de meydandaki saat kulesinde ortaya çıkıp birbirine tokuşan keçiler.
En kalınası hostel: Cameleon. Hakikate güzel.

Kategoriler

TAKVİM

September 2017
M T W T F S S
« Jun    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]