Home » barcelona » Recent Articles:

Ayakkabı-Gözlük Müzesi

May 18, 2012 ŞEHİR 2 Comments

Cennet. Ayakkabı ve gözlük seviyorsan (kim yok ben tercih etmiyorum diyebilir ki buna?) mekanı ancak böyle tanımlayabilirim. Sol tarafımdaki masada Super gözlükler, onun hemen ilerisinde sayısının yüzü geçtiğini düşündüğüm Melissa ve Mel’ler.  Ama benim asıl favorim, sağdaki raflarda duran, Barcelona’dan henüz getirmiş oldukları urban sneaker olarak bahsi geçen, giy, hem rahat ol hem şık modeli Aro’lar. Yeşilinin hastası, kırmızısının aşığı oluyorum. … Continue Reading

Pazartesi notları (gelişme)

April 12, 2010 ŞEHİR 2 Comments

Asmalı Cavit‘in ev yapımı ketçabıyla hardalı, anne usulü köfteleri, bir de ızgara kalamarı şahanenin en bi şahanesi.

Erdil (Yaşaroğlu)’nun yaptığı 18 kitap içinde. Hmmm. Hepsini çok sevdim.

Mert dedi ki: “iki Pazar’dır Starbucks’a gidiyorum. Sabah ekini arıyorum. Senin sayfa kapılmış.” Ben bi sevindim. İnanamazsın. … Continue Reading

Çifte Rezervasyon

December 4, 2009 bar, gecehayatı, müzik No Comments

kiss

Hayatın kimyası. Bilirsin. İşler, kapı zilleri, telefonlar, partiler, erkekler. Hepsi ikişer ikişer gelir. Aylardır oturduğun koltukta (ev, ofis, kahve farketmez) daralmışsındır. Seni kurtaracak o büyük haberi bekleme moduna gireli pek çok bilinmeyen numara, sayısız dizi bölümü, düzinelerce Nutella kavanozu geçmiştir. Hiçbirşeyin değişeceğine inanmıyorum lafını ağzın yerine kalbin söylemeye başladığı saniyede durum 180 derece değişir. … Continue Reading

100 metre şampiyonu

November 30, 2009 İLİŞKİ, ŞEHİR No Comments

mania

“Çok fazla hayalin peşinden koşmayı bırakmalıyım” dedi. Sonra da ekledi: “hayatıma çeki düzen vermek istiyorum.” Barcelona’da yaşamak, Ferrari almak, Akdeniz’e açılmak mı diye sorabilirdim. Neyse ki akıllı biriyim. Ne demek istediğini adım gibi bildim. Bedenimi onunkine yaklaştırıp. “Olmak istediğin adam olamazsın” dedim. “Olduğunu kabul edeceksin” Çaresizlik, rahatlama, çocuksu gülümseme yüzünde parladı. Garson çıkmam için sandalyeyi çekti. Çizgili kanepede vedalaştık. … Continue Reading

Kitap Fuarı başladı!

October 31, 2009 ŞEHİR No Comments

kitap

Liseye gittiğim yıllarda anımsıyorum, Kitap Fuarı’na gitmek için okulu kırardık. Sabah sekizde Barcelona ya da Lebon pastanelerinden birinde buluşulur, poğaçalar alınır, formalar tuvalette değiştirilip, Odakule arkasındaki Tüyap’a gidilirdi. Ne büyük mutluluk. O kitapların, standların, insanların arasında dolaşmak. Yedi günse yedi gün, ona çıkarsa topunda. Biz, görev icabı, orada. … Continue Reading

Yağlı ballı sabah kahvaltısı

June 1, 2009 otel, ŞEHİR No Comments

picture-3

İstanbul biraz rüzgarlı, kaldırımlar arabalara ayrılmış, bir de üstüne Beşiktaş şampiyon olmuş, gürültüden geçilmiyor. Daha az önce sokağın başında patlamalar duydum. Balon ya da lastik olduğunu umudediyorum. Anlayacağınız sadece beş gün oldu, ben şehre olan alışkanlığımı kaybetmişim.

Ama nedenim var. Son iki gündür Barcelona’daki Hotel Pulitzer’in girişinde, lobicilik faaliyetlerimi sürdürmekteydim. Yanımda oturan güzel Fransızlar ve kısa paçalı Amerikalılar arasında geçen flirt ilişkisinden tutun, barda çalışan kızın taburenin üzerine tünemiş sevgilisine kadar pek çok hikayeye tanık oldum. Hello dergisinde bir köşe açacak kadar dedikodum var. Ama bunlardan size ne?

Asıl ilginizi çekeceğini düşündüğüm Hotel Pulitzer’in büyük babası, Grupo Regina Hoteles’in açtığı http://www.great-stays.com/ blogu. Paris, Roma, Barcelona’da minimal tarzıyla hizmet vermekte olan otel zinciri, mojito ve bloddy marryleri aklımı çeldiğinden beri kendileriyle yakından ilgilenir oldum. Bugün gerekli yerlere imza atıp, kredi kartımızı makineleriyle tanıştıktan sonra elime bir kağıt tutuşturdular ve sihirli cümleyi söylediler: “Blogumuza girip buradaki deneyiminiz hakkında bir iki cümle karalarsanız, bedava haftasonu tatilini kazanabilirsiniz.” İlk paragraf şöyle başlıyor: “Hotel Pulitzer olmasaydı, Barcelona’nın tadı çıkmazdı.”

Ben, blog, bedava. Üç b’nin cazibesine kapılmamam mümkün mü?

Sokakta tıngırdayan teller

May 31, 2009 ŞEHİR No Comments

picture-136

Beş gün bitti. Tatil bile sayılmaz. İlk gün İstanbul’un yorgunluğunu üzerimden atmak, son günse aynı telaş temposuna gireceğimi düşünerek geçtiğinden aslında üç günlük bir kaçamaktan bahsediyoruz. Olsun. Dört saatim olsa Barcelona’ya veririm.

Bugün tahmin edeceğiniz üzere erken saatlerde başladı. Aldığım giysileri bavullara sığdırmak için on sekiz, fermuarı kapamak içinse yedi dakika harcadım. Kredi kartında yaşanan olası bir ağırlaşmanın ardından, son günün günahı olmaz turlarına çıktım. Otelin yakınlarındaki dergici, kahveci, şekerciyi talan ettim. Diğer bütün dükkanlar kapalı. Saat 12:03 oldu. Bir croissant, yanında portakal suyu tükettim. 12:30’u buldum. Geçmek bilmeyen vaktimi değerlendirmek amacıyla Gaudi’nin evine göz atayım dedim. Saat 13:00’ü vurdu. Ordan sonra başımı yukarılara diktim, fotoğraf makinemi harekete geçirdim. 13:36, 13: 38,13:40’ta yirmi dört kare resim çektim. Tam “artık otele dönüp bavulları aliyim, havaalanı dükkanlarında zaman öldürürüm” duygusuna kapılmışken Via Laietana Caddesi’ndeki pazara ayaklarım beni götürdü. Kendilerine doğru yolu buldukları için teşekkür ettim. İki takıcı, bir fularcıyı es geçerek http://nicotineordie.com/ ‘nin önünde durdum.. Son kalan dövizlerimi acımadan yüzüğe verdim. Saat 14:26. Tüm gereksiz harcalamarı yapmış olarak evime dönebilirim.

Sonrası sıkıcı. Taksi, havaalanı, bavul. Check-in, pasaport kuyruğu, çanta. Kötü sandviç, sıcak bira, beş altı minik çikolata, güç toplama uykusu. 16:40, 17:10, 17:30. Uçağa son çağrı, 9 numaralı sıra, domuz gribiyle karşılaşmadığımı bildiren kağıt parçası. Korkunç müzik, işinden nefret eden hostes, yemek kokusu.

“Cafe de Paris” soslu tavuğumun gelmesini beklerken tek mutluluk Murathan Mungan’ın “Hayat Atölyesi” kitabı. Sayfa 142.

Kategoriler

TAKVİM

July 2017
M T W T F S S
« Jun    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]