Home » karaköy » Recent Articles:

Hayat uzatan kantin: binevi

September 10, 2014 ŞEHİR No Comments

foto?raf 2-5

Öğle saati. Karaköy’deyim. Pazartesi değil ama günlerden. Ona dikkat etmek gerek. Çünkü haftasonu kalabalıklarının yükünü üzerinden atmış dükkanlar haftanın ilk gününü kapalı geçiriyor. Herkesin biraz dinlenme ihtiyacı var. İstikamet: binevi. 2015’te hepimizin yaşamını uzatacak sağlıklı, etten uzak, baklagillere yakın, glütensiz, hamuru eser seviyede, muhteşem menü yaratmış mekan.

foto?raf 1-4

Amerika’dan yeni dönmüş, vegan ve vejeteryen mutfağın okulunu okumuş, kitabını yazacak olan Belkıs, binevini’nin ele başı Özge’yle … Continue Reading

Ararsan Bando’dayım

March 1, 2014 ŞEHİR No Comments

tumblr_n1pgnvyGMs1qas4gfo1_500

Kahveler benim için ikiye ayrılır: Arkadaşla buluşup dedikodu yapacağın yerler. Bilgisayarını, kendini, müziğini kapıp ofis edineceğin meskenler. İlki kolay. Kahve-kurabiye, iki sandalye oldu mu heryer bize cennet. İkinci bölümde oldukça seçiciyim. Yemek güzel olmalı, kulaklıkları takmasan da müzik yaratıcılığımı hızlandırmalı, kapı önünde muhtar usulü gelip geçene selam vereceğin masalar bulunmalı.

Karaköy’de son zamanlarda sevdiğim yerlerden biri: Bando. Şimdi liste halinde nedenlerini sıralıyorum.

– Tam Avrupa tipi. Önden o gün ne çorba varsa istiyor, arkasından kendi sandviçini kendin yarat kısmına geçiyorsun. Benim favori tabii ki rozbif & çedarla gelen. Dileyene salata, makarna ve günün menüsü seçenekleri de mevcut. … Continue Reading

#Junk(y)

February 26, 2014 ŞEHİR 2 Comments

fotoğraf 5

Karaköy’e Junk geldi. Londra’dan. Ciddiyim. Mekanın sahibi Aslı uzun yıllar Londra’da yaşayıp şehre dönünce elbette oranın ruhunu da Karaköy’e taşımış. Havanın güneşli olduğu günlerde kanepeleri kapı önüne çıkarıyor. Bir de çay yapıyor. Columbia Flower Market’te miyim, İstanbul’un ortasında mı belli değil.

fotoğraf 3

İçerisi pek sevdiğim tipte bir vintage mobilya dükkanı. Daktilosundan, kutusuna, bavulundan kanepesine her türlü ıvır-zıvır var. Pek yakında Aslı’yla tura çıkıp malzemeleri nasıl topluyor ona bakacağım. O zamana kadar açıldığını, evi güzelleştirmek için ne lazımsa Junk’ta bulabileceğini haber vermekle yetiniyorum. … Continue Reading

Kahvelerde yaşamak

January 27, 2014 ŞEHİR No Comments

foto?raf 3

Freelance çalışıyorum. Sabah dokuzda bir kahveye oturur, bilgisayarımı açar, yazmaya koyulurum. Öğle saatlerinde yiyecek ne var diye menüye bakmak, akşamüstü arayanlara şurdayım, burdayım gel demek rutinim. Bu yüzden, benim İstanbul’umun kahvelerini yazayım diye düşündüm bu ay. Müziği, yemeği, ortamı, konforu tam.

 

Yeni keşifler!

Ot Café @ Galata: Komando merdivenlerinden Galata’ya çıkarken sağında, yüksek tavanlı eski bir Rum binası göreceksin. Önüne iki-üç masa, birkaç sandalye atılmış. Son zamanlarda ilham almak istediğimde uğradığım mekan burası. Birinci nedeni Ot dergisinin kahvesi olması. Dolayısıyla edebiyatın İstanbul başkentlerinden biri diyebiliriz. İkincisi kozmopolit havası. Alman, Fransız, İtalyan arkadaşlarımı burada edindim.

Heirloom @ Çukurcuma: Çukurcuma’nın arka sokaklarındayım. Tanem’in önerisi üzerine ısıtılarak yapılan sifon kahvesini denemek için uğradım. O kadarla kalmadı tabii. Menüyü görünce kendimden geçip panini, salata, kruvasan ne gördüysem ısmarladım. Daha yemekten yeni kalkıp da gelmiş olan Deniz’i bile tavladım. Birileri geldi yanımızdaki masaya oturdu, saat 16:12, başkaları karşımızdakine geçip tatlılardan ne kaldı diye sordu. 18:53. Konuşacak çok şey, beni İstanbul’un korna sesinden söküp atan bir bahçe var. Geçiyor tabii zaman.

Nar @ Karaköy: İki Cumartesi, bir Pazar günümü kanepelerinde geçirdikten sonra huzur içinde söyleyebilirim: Nar, son zamanlardaki favori brunch mekanım. Sayfalar süren, yumurtalı ekmekten, acılı ezmeye; İngiliz tipinden Amerikan usulüne devam eden kahvaltı menüsü bir yanda, her tabakta karşıma çıkan meyveler öteki tarafta. Ama en çok caz radyosu çalmalarını seviyorum. Oturuyorum. Memleket, varlık, kişilik meseleleri konularımız. Bir bakıyoruz akşam olmuş.

1014245_647846118612112_559088589_n

Benim İstanbul kahvelerim

House Café Corner, Nişantaşı: Herkesin ofisim, mekanım diyeceği, arada bu da bizden diye kurabiye yiyeceği bir yere ihtiyacı var. Benim için o mekan House Café Corner. Yazın önünde oturup gelen geçene bakarım. Kışın arka bahçede makamıma beklerim.

Kahve 6, Cihangir: Bahçesinde tüm gün geçer. Mercimek salatasıyla bir ömür. Öyle bir yer Kahve 6. … Continue Reading

Randevu @ Mums

November 16, 2013 ŞEHİR No Comments

image_1

Ben galiba Londra’yı özledim. Son zamanlarda nereye gitsem ondan bir parça buluyorum.

Bugün, Nişantaşı-Karaköy yürüyüş rotamı yeni tamamlamış, mola vereyim diye bakınırken Mums çıktı karşıma. Fransız Geçidi’nin köşesinde 8-9 masalı kahve. Kendimi birden olduğum yerden soyutlayıp, havanın kapalı olduğu bir Pazar gününde Columbia Road & Flower Market’in ortasına ışınladım. Tam o sırada “Excuse-me” diye bir turist elinde haritayla belirdi dibimde. Fizik kurallarını boşver. Londra’dayım. … Continue Reading

Bu kış bana pek Naif

October 20, 2013 ŞEHİR No Comments

İstanbul’da adet: mekan, mahalle, sokak popüler olur. Beş dakikaya kalmaz, herkes işinden çıkmış, hastalık bahanesiyle okulu kırmış, bir öğleni arkadaşlarıyla dedikodu seansına ayırmış, hop! oradadır. Tabii ben de, daha dün cam kenarından masa beğendiğim kahvede oturacak yer bulamayınca, hemen başka yer arayışında…

Son iki yıldır Karaköy’ün gece-gündüz, Pazar-Pazartesi demeden kalabalık fay hattına dahil olmasından sonra peridoik düzende “başka neresi var?” turuna çıkmam sağolsun, bu kışı geçirecek dükkanı buldum. Adı Naif. Benzincinin arkasındaki otoparkın tam orta yerinde, mavi tentenin altında. İçeri giriyorum. Mini cennet. Duvarlarda en son anneannemin evinde gördüğüm tabak koleksiyonu, koridoru bitirip de sola dönünce “pazar günü kahvaltısına burada başlar, akşamüstü çayını aynı sandalyede bitiririm” … Continue Reading

Türünün tek örneği: Dem Çay Evi

Seyahat edenin kaderinde Duty Free’den dönerken sigara, içki, çikolata almak; New York’a gitmişsen bilmemne tütünü, Barselona’dan dönüyorsun buzdolabına mıknatıs; Berlin’den kesin bir paket sosis, İtalya’dan peynir-makarna; Paris’ten kafana göre romantik bir şey getirmek var. Artık alıştım. Soranlara “Prensip olarak bavul ticareti yapmıyorum” cevabı veriyorum.

Tek istisnayı elinde listesi, zarfın içinde parası “Hazal ne olur, burada asla bulamıyorum, bana şu Kusmi Tea’lerden 4 kutu alır mısın?” diye Londra’dan çay isteyenlere yapıyordum, ki artık ona da gerek kalmadı; çünkü Karaköy’de Dem açıldı.

Kendileri esaslı bir çay evi. Tirebolu, Diyarbakır, Hemşin’den gelen Türk çaylarının üzerine dünya çapında ünlü beyaz, siyah, yeşil, kırmızı, tütsülenmiş, bitki olmak üzere tam 60 çeşit çay seçeneği sunuyorlar. … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

November 2017
M T W T F S S
« Jun    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]