Home » TASARIM » Recent Articles:

tasarım haftası başladı

September 29, 2010 ŞEHİR No Comments

Açılışa gittim. Geri kalır mıyım. İstanbul Design Week, Absolut ve Tuborg bardaklarıyla başladı, burası rezerve bakanlar gelecek klişeleriyle devam etti, elimize tutuşturulan gazetesiyle hoşumuza gitti, sonunda da Tünel Meze’de tadı damağımda kalan Belçika usulü midye, hafif acılı karides, … Continue Reading

Pazartesi notları

March 29, 2010 ŞEHİR 1 Comment

40 yaşın altındaki 40 genç Türk tasarımcının, 40 ürünü 2 Nisan Cuma Eski Şapka Fabrikası’nda (Hasköy). Ajandalara şimdiden girsin. Başlığa da Design Spirit İstanbul gelsin.

Mesta Cihangir’de bir sandviççiydi. Şimdi evlerdeki partilere, doğumgünlerine, baby shower ve açılışlara catering’e başlamışlar. Telefon: (212) 251 04 88-89

Bahar Korçan, 1992 yılından beri yarattığı tasarımları ve yazıları bir kitapta toplamış. D&R’da satıştaymış. Almak isteyen varsa oraya gidecekmiş. … Continue Reading

Salon'da boş yok

October 23, 2009 cafe, ikinci el, kahvaltı No Comments

salon-(23)

Hep aynı yerlere gidiyoruz, aynı yerlere gidiyoruz diye söyleniyoruz, aynı yerlere gidiyoruz diye söylenmemize sinir oluyoruz. Paterni anladınız. Sonu gelmiyor. Özete inecek olursak tek istediğimiz aynı insanlarla başka mekanlarda buluşup, değişiklik yapmış olduğumuza kendimizi inandırmak.

Şöyle bir hayal: Öyle bir dükkan olsun ki hem internette gezinip yemeğimi yiyebileyim, hem tasarımcıların kıyafetlerine bakabileyim, hem kendi yeteneğimi sergileyebileyim, hem de akşamüstü kahvesine gidebileyim. … Continue Reading

Dostum, kız nerede?

August 14, 2009 ŞEHİR No Comments

c2

Masal bu ya. Bir zamanlar Avustralya’nın haşmetli dağlarının tepesinde, yemyeşil parklarının içinde, ağaca tüneyen koalalarının kucağında, zır zıp zıplayan kangurularının cebinde kafaları birayla bulanan üç tasarımcı yaşarmış. Bütün günlerini yiyip, içerek ve hayatın zevklerini tadarak geçiren bu tasarımcıların tek derdi birşeyler yaratmakmış.

Bir gün, güneş bulutların arasında henüz kaybolmamışken güzelliği akıllara zarar bir prenses masalarında belirmiş. Kızın üzerinde kot pantalon ve t-shirt olsa da hepsine Kleopatra gibi görünmüş. Beraber elektro gitar çalıp, Rolling Stones dergisine kadeh kaldırmışlar.

c1
Ertesi sabah bizim üç kafadar gördükleri bu muhteşem kadını ne kadar aramış, ismini rüzgara bıramışlarsa da kız geri dönmemiş. Onlar da hüzünlerini gidermek için kot pantalon yapmaya ve ürettikleri her seriyi büyülü kıza adamaya karar vermişler. Markalarının adını da C.R.A.F.T (can’t remember fucking thing- hiçbir bok hatırlayamıyorum) koymuşlar. Çünkü içlerinden hiçbiri bir önceki gecenin birbirlerine anlattıkları masal mı yoksa ortak kurdukları hayal mi olduğunu bilememiş.

C.R.A.F.T. kotları dünyanın her yanındaki seksi kadınları cezbetmiş. Aradıkları kızı bir türlü bulamayan üç tasarımcılar da her yıl yeni koleksiyonlar çıkarmaya devam etmiş.

No:5 Film

July 14, 2009 sinema No Comments

cc1

Coco Chanel. 1883’te Fransa’da doğdu. 87 yaşında Paris’te öldüğü güne kadar modanın gelmiş geçmiş en önemli ikonlarından biri olarak tarihe geçti. Time gazetesinin yirminci yüzyılın en ilhan veren 100 insanı listesine girmesine bu noktada şaşırmamak gerekiyor.

Fakir bir evde büyüdü, 12 yaşında annesini tüberkülozdan kaybettikten sonra babası da işi dolayısıyla ailesini terk etti. Coco ve kardeşleri çocukluklarını yetimhanede geçirdi. 18 yaşına bastığı gün terzinin yanında işe başladı. İddialı, hırslı ve doyumsuzdu. Kısa süre sonra zengin bir playboy olan Étienne Balsan ile tanıştı. İnciler, taşlar ve elbiselerin dünyasına ilk adımını böyle attı. Yüksek sınıf için şapkalar tasarlayarak işe başlayan Coco, bir süre sonra Deauville’de dükkan açmış, aristokratlar tarafından farkedilmeye başlanmıştı.

Kısa sürdü, ünlü olması, efsanevi Chanel No.5 parfümünü raflara sermesi, bütün kadınlar tarafından giyilen o hafif maskülen ceketlerin sokaklara yayılması. Paris, Milano, İsviçre, Roma’da yaşadıktan, gestapo ajanı olduğu iddiasıyla hapse atıldıktan, Chanel’in başına Karl Lagerfeld’i sanat yönetmeni olarak koyduktan sonra kalp krizi geçirerek aramızdan ayrıldı.

Feminen, güçlü, erkeksi. Coco Chanel kadının duruşunu yeniden tanımladı. Bu yüzden adına koleksiyonlar üretildi, kitaplar yazıldı. “Coco avant Chanel” filminde anlatılan hikayelerin hepsi yaşandı. Bu yüzden moda ikonası, Fransız dahisi bu kadının hayatının detaylarını görmek için Audrey Tatou’ya inanmanız gerekiyor.

Yarasa ayaklı çılgın kızlar

July 12, 2009 ŞEHİR No Comments

j1

Önce ünlü çorbacı Cambell ailesinin ferdi sandım. Değişmiş. Meğer adam Los Angeles’te küçük bir dükkan açarak işe başlamış, sonrasında Asya, Avrupa, Kanada ve Amerika’nın her yerine yayılmış. Neden? Çünkü başarılı, çünkü inanılmaz modeller çiziyor, çünkü kadınların bir konudaki fetişlerini çok iyi biliyor. Evet yanılmadınız. Ayakkabı. Uğruna sekiz dolgu atlarız.

Jeffrey, Chloe, Sevigyn, Mary Kate, Müzik, NYLON dergisi, Londra, sokak, kısa botlar, Brooklyn, Los Angeles, eğlence, brunch, Sienna, ve kendi kızlarını inceledikten sonra masasının başına oturuyor, çizimlere başlıyor. Bir gün yarasa kanatlı topuklular, ertesi hafta siyah kafesli ayakkabılar. Belirli bir stile sadık değil, ruhuna yakışanı ayağa geçiriyor. Düz, sandalet, bot, çizme. O gün tavşan ne çektiyse.

Eğer fotoğraflarla yetinmeyip sitesine göz atacak olursanız lütfen şu iki noktayı gözden kaçırmayın. blog bölgesindr yaşayan Nichole Richie, Katty Perry gibi ünlüler, girls bölümünde Jeffrey Campbell ayakkabısı giyen güzel bacaklı kızlar. Onlardan biriyseniz, resminizi gönderin!

sun.day.sky

July 10, 2009 ŞEHİR No Comments

sun

Övünç sabah mesaj atmış. “sun.day.sky tamam. istilaya başlayalım. Londra’dan Adana’ya kadar duyuruları yapalım.” Bu muhteşem etkinliği haftalardık saklamak zorunda olduğun için hissettiğim baskıdan kurtuldum. Bildiklerimi tam gaz açıyorum.

Ne? sun. day.sky. Nerede? santralistanbul. Ne zaman? 1-2 Ağustos. Nasıl? Vallaha orası çok kolay. Sosyalleşerek; Efes biralarını gündüz, vodka portakalları gece tüketerek; içerek, yiyerek; takıcılara, tasarımcılara, galeri standlarına bakarak; kitap okuyarak; canınız mı sıkıldı? Otto Santral ya da Tamirhane’de bir kahveye oturarak; bütün gün sürecek müzikleri dinleyip, mimar, reklamcı, free lance, tasarımcı arkadaşlarınızla muhabbet ederek; yeni insanlar tanıyarak; çimlerde uyuyarak, uyanıp “Tanrım burası cennet mi yoksa?” diye düşünerek; Alaçatı’daki arkadaşları arayıp, “siz denizdeyseniz biz de mutluluk havuzunda” diye imrendirerek; o güne iş koyan bütün patronları lanetleyerek, gelmeyenlerin listesini tutarak; plak koleksiyonunuzdaki eksik parçaları bularak, iki tane almak için fiyat kırmaya çalışarak; haftalardır beğendiğiniz kızı ya da oğlanı görerek, sonunda yemeğe davet edecek cesareti bularak; oyun oynayarak, takılarak, hayattan zek alarak. Niçin? Şu üç kelime yeterli. güneş. gün. gökyüzü. Kim? Sen, Ahmet, Ali, Burcu, Sanem, Berrin, turşucu, dönerci.

Yer ayırtmaya gerek yok. Cumartesi orada olun, pazar akşamına kadar dünyayı unutun.

Kategoriler

TAKVİM

April 2017
M T W T F S S
« Dec    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]