sinema

James Cameron sunar: Avatar

By December 17, 2009 March 19th, 2010 No Comments

avatar

Mars Entertainmet Group acayip bir şey yaptı, ünlü sinema yazarlarından sonra blogger’ları da ön gösterim listelerine aldı. Belki de uzun zamandır olan uygulamayı, kendim davet edilince “işte yenilikçi markaların gücü diyerek” anlatıyorum ama aldığım duyumlara göre bu ilkti.

Neyse. Sinemaya gittik. Üç boyutlu salona. Salı saat 14:30’da. Koltuklarımıza kurulduk, gözlüklerimizi taktık, filmin 161 dakika olduğunu o an öğrendiğimiz için eyvah şeker almamıştım, tuvalete de girmedim, klostrofobim gelmesin mızmızlamalarını kenara atıp izlemeye koyulduk. Avatar karşımızda.

Ben film eleştirmeni değilim, yıllarını bu işe vermiş ustlara ukalalık da edemem ama madem davet edildim, elbette yazacağım. Olayın kurgusu Hollywood filmleri gibi gelişmiş olabilir, filmin yarısında sonunda olacakları tahmin etmiş olabiliriz, kötüler elbette bütün Sindrella masallarındaki gibi layığını bulmuş olabilir. Bunların hiçbiri önemli değil, zaten giriş, gelişme, sonuç bölümlerini tahmin etmişsinizdir. Ben filmi sevdim. Renkleri, dokusu, büyük gözlü dev adamları, uçan yaratıkları, havada yükselen dağları, savaş çığlıkları, vampir dişleri, tüylü okları, sinematogafisiyle James Cameron 2054’ün Titanic’ini yaratmış. Seyirciyi koltuğundan hoplatmayı başarmış.

Zaman yok, kış geldi, film uzun bahanelerini unutun. Vakit yoksa yaratın, pop cornları, kahveleri, suları depolayın. Bu film evde izlenmez. Cinebonus’ta yer ayırtın.