ÇOK GEZENLER KULÜBÜSELÇUK

ben kuş oldum

By July 23, 2013 No Comments

“Kuşların neden şarkı söylediğini sadece paraşütçüler bilir” Bir paraşütçü atasözü

Hikaye Hayko’nun, Can’a “abi gel seni uçaktan atalım, bu sırada da kameraya çekelim” demesi, Can’ın tandem’den (hocaya kanguru misali bağlı yaptığın atlayış) önce direkt HSD (Hızlandırılmış Serbest Düşüş) kursuna yazılmasıyla başlıyor. Dolayısıyla başkahramanlarımızın o ikisi olduğunu düşünebiliriz ama benim öyküm, bu sebeple kahramanım Ece. Çünkü “korkuyorum, çok korkuyorum” diye diye pervaneli uçağın kapısına gitti, Haluk Hoca’yla beraber kendini gökyüzünden bıraktı, sonra da telefonda “Hazal’ım ben kuş oldum” diye mutluluk çığlıkları attı. “Sen deli misin, ne yaptın? demedim. “Ecem beni de götür” diye tepindim.

Pazar günü 09:30. Bavulun içini ne buldumsa attım modeli doldurup Ece ve Elif’le birlikte İzmir’e varıyorum. İstikamet Selçuk Efes Havalimanı, bir diğer adıyla paraşütle atlanacak yer, daha da ilgilenenler için Skydive Efes. Hava sıcak, kantin olarak bilinen ana binanın içinde öğrenciler bacağını yanlış kırdın ondan havada döndün dolandın diye hocadan papara yiyor. Daha girdiğim anda tamam tepkisi veriyor bedenim, kerata sen bu işi yapacaksın.

Tüm gün araştırmacı blogger kimliğinde hangi yükseklikten atlayacağımızı (12000 feet, yaklaşık 4000 metre); yüksekten atlamanın iyi bir şey olduğunu çünkü paraşütle yaşanabilecek herhangi bir soruna çarenin bulunacağını, korkmam ama endişelenmemem gerektiğini, atlarken bacakları birleşik tutmanın önemini, benimle beraber bir de kameramanın uçaktan kendini salıp olacakları çekeceğini öğrenerek geçiyor. Gece zar zor ediliyor. Bir yanım bir an önce atlasak telaşında, dünyasının değişeceğinden habersiz öteki, hafiften endişeli.

Akşam kaldığımız karavan kampı/at binme alanı/ 1960’ların Amerikan filmlerinden aşinalığımız olan otoban moteli Turcu’da rakı masasına kuruluyoruz. Çöp şiş, köfte yıkılıyor, salatanın suyunu kafaya dikerek bitiriyorum, kızarmış patatesleri yoğurda bandıktan, rakıyı bana demlenmelik koy dedikten sonra, 01: 14. Yatak. Heyacandan uyuyamazsam endişesi yerini uçuş rüyalarına bırakıyor.

Pazartesi sendromuna yeni çare uçaktan atlamak. Kahvaltıyı tost-çayla hallettikten sonra önce kötü haber geliyor: Öğleden sonra uçuşları iptal edildi, Musibet elbette hava muhalefeti. Biz ya, off, tüh, ciddi mi serzenişleri arasındayken, bu sefer iyi haber varıyor: “Elif, Hazal hazırlanın, sizi son uçuşa alıyoruz.”

Öncelikle şunu söyleyeyim “korkmaktan korkma”. Çünkü kalp 130’a depar atmış gidiyorken seni bir tulumun içine sokuyorlar. “Kameraya son sözlerini et” komiklikleri, “aa bu çengeller kopmuş“ şakaları eşliğinde uçağa bindiriyorlar. Hocanın bacaklarının arasındaki uçuş konumunu alıyorsun ve teyyare havalanıyor. “Tamam mı ,geldik mi, atlıyor muyuz, buradan mı?” soruları eşliğinde geçen 20 dakikaya yakın zamanda uçak olması gereken irtifaya erişiyor. Sen de bak burası Kuşadası, şurada Efes Antik Kent gibi hikayelerle oyalanıyorsun.

Bundan sonrası hayatımın değiştiği, filmlerde ruh eşim diye adlandırılan şey. Uçağın garajı andıran sürgülü kapısı yukarı doğru açılıyor; önden kaskının üzerinde Goprosu’yla kameraman (benim durumumda binaların tepelerinden, kanyonlardan, kısaca 55 metreye kadar düşebilecek yüksekliklerden atlayışlarda Türkiye’deki üç kişiden biri olan Şahin Hoca) uçağın yanındaki yerini alıyor ki çıkışımı çekebilsin, ardından uçağın kapısına süründüğün birkaç saniyelik zaman yaşanıyor. Başımı hocanın omzuna yaslıyorum, “şimdi gözlerini kocaman aç” diyor. Beraber gökyüzündeyiz.

Hikayenin bu noktasında “uçmak anlatılmaz yaşanır” klişesinin en doğru kullanımlarından birine ulaşmış oluyoruz. Hiçbir şeyle karşılaştıramayacağım, sarhoşlukla mutluluk, herşeyi geri bırakıp yürümekle, varacağın bir meskenin olmaması,  dilini hiç bilmediğin bir ülkede olmakta, hiç uyanmak istemediğin rüyalarda olduğunu düşün. Sonra da bırak. Çünkü uçarken düşünmüyorsun. Uçarken kuşsun. Şahin Hoca tam önümde beliriyor o sırada, video çekmeye geldi. Gülümsüyorum, dilimi çıkarıyorum, o ne yaparsa aynısının tıpkısı.

Uçaktan atlamamızdan 45 saniye sonra (insan bedeninin hiçbir makine olmadan ulaşabileceği en yüksek hız) 200 km ile yere düşüşümüzde bir duraklama yaşanıyor. Yukarı gidiyor gözlerim. Paraşüt. Tüm güzelliğiyle tepemizde. Sonrası 5-6 dakika boyunca yere inme, otobanın üzerinden süzülme, paraşütü sağa sola yönlendirme, aşağı yukarı takla seansı. Fütursuzca özgür hissettiğim, Erdinç Hoca burdan Berlin’e gidilir mi? diye düşündüğüm ama konuşmadığım, Kuşadası’nın, Efes’in, dağların, ufuk çizgisinin önümde uzandığı, mutluluğun dibine vurduğum zaman. Karayla, gerçekle, trafikle, biber gazıyla bağlantım yok. Bildiğim, dokunduğum, katlandığım dünyanın dışında, gökyüzünün, evrenin, yıldızların bir parçasıyım. “İniş için ayaklarını topla” komutunu veriyor Erdinç Hocam o sırada. Yukarı, karnıma doğru çekiyorum. Karayla temasım “oley kurtuldum” değil, “hay allah kavuştuk” tadında.

Hikayenin sonunda, tüm bu anlattıklarıma rağmen, yükseklik korkum var, ya paraşüte bir şey olursa yalanlarıyla kendini kandırmaktaysan eğer, yapma! Bak ben çok ülke dolaştım, çok diyarlar gezdim, ama yaşamaya ne zaman başladın diye sorarsan eğer, o uçağın kapısının açıldığı andan senaryoyu başlatırım. Şimdi, önümde takvim, Eylül’ün ortasında bir ara 10 gün bulup HSD eğitimi almanın peşindeyim.

Hazal’ın notu: Anneme paraşüt kursuna yazılıp kendim atlamak istediğimi söyleme sakın, o beni tandemci sanıyor.

Hazal’ın notu iki: Video da elbette var. Link bu şekil

SAYILARLA SKYDIVE EFES

Tandem (Kanguru Misali Hocayla atlayış): 400TL, buna bir de kamereman eklemek istersen: +115 TL

HSD ( Hızlandırılmış Serbest Düşüş) Eğitimi: 21 saat yer eğitimi, 1 Tandem atlayışı ve 3 adet iki öğretmeli kendi kendine atlayış için 2000 TL, burdan sonra ben artık paraşütçü olacağım diye kafaya takmışsan, tüm dünyada paraşütle atlaman için FAI-A lisansını alabilmen için toplamda 25 tek başına atlayış yapman gerekiyor. Bunun toplam bedeli de 5000-6000 TL civarında.

Daha fazla bilgi almak, kimler neler yapmış diye görmek için Skydive Efes websitesine, Twitter hesabına, Facebook‘una, Pinterest‘ine ve instagram’ına (skydivefes) bağlanın diyor, hala ikna edememiş olduğum insanlar varsa da, Şahane! bana uçmak için daha çok yer kalacak diye seviniyorum.

“Gerçekten özgür olmak istiyorsan eğer, uçağı terk et!” Bir diğer paraşütçü atasözü.