Urban Confessions

Bir şehrin anatomisi

Archive for the ‘gecehayatı’ Category

Blogun adı yok

with 2 comments

Bu yazının birinci kuralı: Onur Engin dinlerken okunacak. Bu yazının ikinci kuralı: Akşamki programlardan biri ya da bir çoğu yapılacak. Bu yazının üçüncü kuralı: Rahat. Huzur. Barış.

Blog Ödülleri 2010 yedi gün sonra başlıyor. Ben kültür- sanat kategorisinden mi, kişisel blog bölümünden mi yoksa gezi seanslarından mı dahil olucam bilemedim. Bilgisayar karşısında zencefilli ve portakallı çayımla oturmaktayım. Doktor içkiyi bırak dediğinden beri yeni sevgilim. Fikri olan varsa şimdi söylesin.

Az sonra evden çıkıcam. Nişantaşı sokaklarında birkaç tur. D&R’da kitap bakma, Teknosa’da fotoğraf makinesi arama. Ardından öğlen yemeği için, fikrimi değiştirmezsem Arnavutköy Takanik Balıkçısı‘na. (Evet üşenmiycem oraya da gidicem) Oradan Hillside İstinye’de dün açılan Nasuh Mahruki sergisini görmeye.Telefon, mail, mail, mail, mesajdan sonra bir bakıcam yine akşam olmuş güneş nedir görmeden. Deli gönlüm aşık olucak mı sevgi nedir bilmeden.

Neyse ben bırakiyim bu Ferdi Özbeğen tavırlarını, önünüze sunayım akşamın kayıntılarını

  1. Günbatımında Oda Müziği @ Borusan Müzik Evi, 17:30
  2. Password Wednesday! @ Baja, 18:00 (Bu hafta parolayı “HASRET” bilenlere Meksika yemekleri %30 indirimli)
  3. “Kelimeler” @ Fransız Kültür Merkezi, 20:30 (Çıplak Ayaklar Kumpanyası’nın ilk oyunu, nostalji niyetine)
  4. Nublu Jazz Fest sunar: 123 & İlhan Erşahin’s Love Triofeat. Taylor Mc Ferrin @ Babylon, 21:00
  5. Wednesdays Keep Burning @ W Lounge, 21:00
  6. Kiwi @ Der Die Das, 21:00 (Akaretlerde canlanmalar)
  7. Shop & Miles The Original Party @ 11:11, 21:00 (Giriş ücretsiz, & Club’dan Shop&Miles Platinum Card ve Shop&Miles Prive Card sahiplerine özel %40 indium!)
  8. Milk Gallery & Design Store Birthday Party @ Minimuzikhol, 22:00 (Kaan Sezyum’un eşi Nursel Kaymaz’ın vefatından dolayı Müzikhol konserlerine ara verildi. R.I.P.)
  9. Latest Hits Party @ Alt, 22:00
  10. Sean Parker Band @ Ghetto, 22:30
  11. İhtiyaç Molası & Özge Fışkın @ Hayal Kahvesi, 22:30
  12. Überknot @ Dogztar, 22:30
  13. P.S I Love You w/ Sarper&Pınar @ Kiki, 23:00

Hazal’ın reklam kokulu notu: Fizy’nin dediğine göre Gripin’İn yeni albümü önce ve sadece aveamuzik.com‘daymış.

Saat 15:00, parti başlasın!

without comments

-

Sabah Bahar Korçan’da başlıyor. 10:30′dan sonra koleksiyon ürünlerinde acayip indirim.  Yanında da şarap, kahve, sohbet bahane. Yeni kıyafetlerle oradan çıkılıp hayat Şişhane’ye devam ediyor.

Bugünün olayı: Gündüz Partisi. 15:00′da (hala dün geceden kalmaysanız biraz daha sonra) Public kapısında beliriyorsunuz. Miller sponsorlu biralarla, keyfiniz ne çekerse ısmarlayıp dans ediyorsunuz. Eğer gücünüz kalır, canınız da çekerse akşama şuralarda devam ediyorsunuz:

Philippe Cohen Solal (Gotan Project DJ Set) @ Lucca, 22:00
Erel Eryürek DJ Set @ Flavio by Lokal, 23:00
The Veils @ Babylon, 20:00
Aydın Esen & Randy K. @ Salon IKSV, 20:30
Cover The Party: Kolpa&WooHoo @ Jolly Joker Balans, 21:00
Kunta Kinte visiting Dr. Moog @ Dunia, 21:15
DJ Tarkan @ The Hall, 22:00
Top of The Pops @ Arkaoda, 22:00
The House Session @ WTF! (Ağa Camii sokağı , Joker Bar’ın alt katı , siyah kapı), 22:00
Nick Chacona @ Minimüzikhol, 22:00
She Past Away+Art Diktatör @ 6:45 Gram, 22:05
Ayhan Sicimoğlu & Friends: Santana Revizited @ Ghetto, 22:30
Melis Sökmen @ Nardis Jazz Club, 22:30
Kuanta @ Alt, 22:30
Oldies But Goldies @ Babylon, 23:00
İlkay Türk @ Otto Asmalı, 23:00
Kiwi @ Nu Club, 23:00
Fuchs Allnightlong // Unus Emre @ Lokal, 23:00
Barış Bergiten & Cureshot & Soulstamp @ 11:11, 23:00
Elegant Machinery @ Peyote, 23:00
Chicks on Speed “Happening” DJ Set @ Indigo, 23:00
Cem Kılıç @ Mask Live Music Club, 00:30

Açıl susam açıl

with 2 comments

Akşam nerde olucam açıklamasını az sonra yapacağım. Öncesinde dün başımıza neler geldi onu anlatayım.

Der Die Das‘ta “Biri birilerini çekiyor” sergisi 28 Şubat’a kadar devam edecek. Tamer Yılmaz, Bennu Gerede, Nihat Odabaşı, Sıtkı Kösemen, Sedef Delen 1 gün mekana kapanmış, onlarca fotoğraf çekmiş. Duvarlara, somonlu kanepelere, mücverlere, narlı absolutlara, zencefilli vodkaya, kapının önündeki Mini Cooper’lara, sokakta yanan UFO’lara, Kiwi’nin setine, Feride Hanım’ı kırmızı eldivenlerine, kapıdaki kadının beyaz ayakkabılarına, da da da… (bayıldık!)

İf İstanbul resmi olarak açıldı. 360′da. Partiye “kontakt” diyerek girdik. Biraya 12, vodka toniğe 20 TL verdik. (Madem açılış gecesi, indirim neden yok onu anlamadık) Mabbas bitmeden ortamı terk ettik. Heartthrob (Live) & Magda (DJ Set) dinlemek için yarın Ghetto’dayız.

İf İstanbul sinema açılışından bir haber daha: Fuayede herkesi çekip, en sağlam karaciğer, en güzel içki içen, sinemaya ilk teşrif eden ödüllerini katılımcılara vermişler. Fikir de süper, uygulama da, Ayça Şen Başkan da.

TESDER ( Türkiye Etkinlik ve Eğlence Sektörü Derneği)  kuruldu. Yönetim kurulu başkanı Fırat Kasapoğlu. Açılış gecesinde Burak Kut ve Harun Tekin görüldü.

Gelelim bugün programına:
Akşamüstü: Nakka İf İstanbul Sergisi The Hall binasında. Aykut Atasay, Extramücadele, Tayfun Serttaş ve Nalan Yırtmaç’ın farklı dönemlere ait çalışmaları.
Akşam: Love Guru, Mavra’da. Bir bardak şarap, bol bol aşk.
Gece: Bir ihtimal Oi Va Voi (Babylon) ikinci ihtimal Minimüzikhol. Keyfimin kahyasına birileri karışırsa.

Bi şey yapmalı!

with 2 comments

İki gün geçti beni aramadı, arkadaşlarım programı bozdu, söz verdiği saatte gelmedi, grip başıma vurdu, kar yüzünden yollar kapandı, istediğim kitabın son kopyasını adam aldı. Bırakalım artık bu ayakları. Dünyada olan biten gerçeklerle yüzleşme zamanı.

7.5 milyon kişi her yıl kanser teşhisi konularak hayatını kaybediyor. (Ömer Uluç’a veda…) 2 milyona yakın ölümün nedeni Aids. Her 5 saniyede bir çocuk açlık nedeniyle yaşamını yitiriyor. Haiti depreminde ölenlerin sayısı 200 bine vardı.

Vah vah, tüh tüh, bak sen şu dünyanın işine diyeceğimize bir şey yapabiliriz. Ghetto‘da 30 Ocak Cumartesi günü yapılacak Haiti’ye Yardım konserine bilet alabiliriz. Ya da Penti’nin Haiti’ye yardım amaçlı davetiyelerinden bir tane edinmek için Twitter sayfasına uğrayabiliriz. 1 Şubat’ta Çengi Performance Art ve UNICEF’in desteği ile düzenlenen Haiti’ye Yardım Gecesi için Babylon‘a gidip, Teoman, Sakin, Baba Zula, The Revolters izleyebiliriz.

Kapitalist düzenleri, reklam kokularını, markaları eleştirmeyi bırakma zamanı. Az, çok, biraz demeden harekete geçelim! Müzik şimdiye kadar bütün sınırları kaldırmadı mı?

Written by Hazal

January 28th, 2010 at 12:08 am

Bir kelime, son işlem

without comments

Basit düşün. Basit yaşa. Basit konuş. Bu üçlemeyi yine unuttum. Sandım ki zamana yayılmış ilişkimiz. Oysa ilişmeyişin dibindeymişiz.

Dans etmeyi çok severmişin, dün gördüm. Hatırladım da, benim yanımda biranı yudumlamıştın. Bardan bana şampanya. Kendine ikinci bira.

Sarhoş olurmuşun. Hani bana seni eve taşıyamam, dikkatli iç, şatlar elinde durduğu gibi durmaz nutukları çekmiştin. Ben de gülümseyip, elimdeki son kadehi sana kaldırmıştım. Keşke demiştim içimden, beynimde kontrolü eline alan damarlardan kurtulup sadece durabilsem.

Umrunda değilmiş. İki biradan sonra açıklamalar yapmıştın: “eski alışkanlıklardan fena halde bıktım. Beni anlamayan arkadaşlardan, geçici kadınlardan, uçucu kelimelerden.” Gerçek birşeyler istermişin. Benim gibi. Öyle demiştin.

Ben de yanında durup dinlemiştim anlattıklarını, hoşuma gitmiş, acaba demiştim, bu ikilemden tek işlem çıkar mı? Dokuz harf verseler, bir kelime tutar mı?

Minimuzikhall, Kiki,Public, LilBitz ya da 11:11. Gecenin son duraklarından biri. Yanındaki kadınla gördüm seni. Önce mideme oturan ağırlık hissi, ardından rahatlama. Basit dünyanın, basit halleri.

Written by Hazal

January 17th, 2010 at 5:14 pm

Arkaoda seyyahları

without comments

Herşeyden anlam çıkarıyorum. O noktaya da vardım. Mesela yanında o kız varken karşılaştık. (Senaryonun bütünlüğü için kendisine adsız namahrem diyelim). Mekanımız, diyelim ki, Arkaoda olsun (Aslında olmadığını adın gibi biliyorsun) Beni ona tanıştırdın. Hazal. Yazılar yazar. El sıkıştık. Ama o sırada dikkat ettim, buz gibi gözleri (bana sökmez) kızın adını söylemedin. Hikayenin patatik ruhu bu saniyede devreye girdi. Kameranın tilti. Ekranın sağında senle ben, solunda adsız namahrem. Acaba zikrettin de ben mi duymazdan geldim?

Kısa filmimizde gelişme bölümü. Dakika 2. Ben yanımdaki adamlara takıldım, sen elleri her yerine değen kızın yanında durup gözlerini bedenime diktin. Dakika 2:13. Kız sana yanaştıkça, sen duvara daha yakın. Sonuçta, ben sabaha karşı dörtte Nizam Pide’de çorba içmeye, sen kapının önüne, kız tuvalate. Gay misin, kurbağa mı anlamadım. Ben bu işin tadına varamadım.

Written by Hazal

January 16th, 2010 at 2:52 pm

Jazz yap da yaşayalım

with 2 comments

29 yaşıma yarım yıl kala “uzak dur da kuşlar yesin” listesi yapıyorum. Alışkanlıkları yıkmak, cazibeleri hiçe saymak kolay olmayacak ama İsimsiz Alkolik’lerdeki gibi gün be gün, adım adım, otuza varmadan hepsinden kurtulacağım. İnanç.

- Ayrılık konuşması. Ne “doğru zaman değil, ben sana fazlayım, bilmiyorum birşeyler bitti, başkasını seviyorum” diyen, ne de susan tarafta. Evet sonu fena, başı öyle olmamalı ama.
- Camekan karşılaşması. Hani ben içerde oturmaktayımdır, sen de tam o sırada elinde telefon kapının önünde. Çıkıp da yanına gelsem, peşine düştüm sanar mısın yoksa mutluluktan uçar mısın. Bilemedim. Bilemeyince Paul Auster “Görünmeyen” kitabıma geri döndüm. On sayfa bitince sen de gitmişsin.
- Milletin canı çikolata çeker, benimki gecenin köründe turşu istiyor. O zaman Beşiktaş Soydan’dan aldıklarımı, ya da Galatasaray Petek’ten, bir kaba çıkarıyorum, üzerine de acılı suyu. 250 gr. Minimum. Afiyetle. Defalarca uyanmama neden olan o susuzluk hissi var ya. Lanet olsun!
- Yazın on kiloyu geçmeyen bavulum, karlar ülkesine giderken 25′i bulursa, moraran bacaklarıma mı üzüleyim, THY kilo fazlasına para isterse diye yıpranan sinirlerime mi. Bir de tabii üzerine geç kalan uçaklar, pistte buzlanmalar, son anda korkup inmek isteyen yolcular var.
- Umrumda değildi o gece. Bakan baksın, gören görsün. Önce annem sonra sen, ardından arkadaşlarım başladı “bu muhitte o boyda etekle gezilmez” diye. Bir etekse bedeli herkesi mutlu etmenin, bir daha giymeyeceğim.
- O kadar çok Cuma var ki sırf seni görmek için yorgun argın dışarı çıktığım. Buluştuk. İki arada bir derede, Asmalı’dan hallice Tavanarası diye bir yerde. Sen söylendikçe, boynuma ağrılar girdi. Kaçamadım. Dinledim. Elini tuttum, sen çektim, ben uzağa baktım, yüzümü sevdin. Bir daha yok. Dertli değil, mutlu adam bulacağım.
- Akıllı, ukala, zeki, düşünceli, komik, ilgili, sezgili, samimi, enerjik, heyecanlı, korkusuz, muhteşem, açık, cesur, deli diye göz diktim yollarına. Adam Clark Kent çıktı. Süperman kış uykusunda.
- Vodkayla tekila, rakıyla tekila, şarapla tekila karıştırmak yok. Tekila ya birayla ya domates suyuyla.
- Nardis‘te Jazz dinleme gecesi. Yeni ritüel. Ama adam demesin mi konserin sonunda yarım saat var. Girişte 30 TL vermiyim sen çıkışta bana gel. Aman! Cimri, tembel, üşengeç, rahat farketmez. Benim için fedakarlık yapmayanı istemem.
- En az dört buluşma geçmeden öpüşmiycem demiştim. Sildim, önce yerine yedi yazdım, sonra da işi akışına bıraktım. Bazı şeyler zorlanmamalı. Bu da son kararım.