Archive for the ‘+1’ tag
İstanbul’da (bugünü) yaşama rehberi

09:00. Trafik her zamanki gibi kilit vaziyette. Maslak’a gitmek için otobüs, minibüs, taksi, jip, bip gibi klasik yöntemleri kullanmak yerine metroya yürüyorum. Toplantı için 10 cm topuklu giymiş olmanın önemi yok. Onlar çantada, babetler ayakta.
11:03. Pera Palas’ın yıllardır bitmeyen molozlu kaldırımı yerine, karşı kıyıya. Herşey Aşk’tan badem ezmecisinin tarafına. Vitrine bakarken canım çekerse içeri girmek de serbest. Sorun o aşamada karşıma çıkacak. Yeşil mi beyaz mı, bademli mi fıstıklı mı?
13:12. Cumartesi günkü Jimmy Edgar konserine 3 davetiye hakkı daha kaldı. Haberi olmayanlar göz önüne alınarak hatırlatma maili yollanmalı. Hazır Twitter’a girmişken Ajans007 neler yazmış okumalı.
14:46. Galerist‘te Youssef Nabil sergisi. Mısır, rüyalar, sinema, gerçeklik üzerine.
15:28. Tabe Kıyamet Vintagerie‘ye yeni mallar gelmiş.
15:42. Bahar Korçan Galata’da %25 indirim başlamış.
16:14. Simay Bülbül’ün Serdar’ı Ekrem sonundaki yeni mağazası dolup taşmış.
17: 33. Galata Camekan sokak. Bu araların yükselen trendi. Yılbaşı partileri, Super gözlükler, Marc Jacobs elbiseleri, keçeden şapkalar. Almasam da bakmalı, bakmasam da kalbim o taraflarda olmalı.
18.39. Şehbender Sokak Çiçek Han’da 21 Aralık 21 Sanatçı Karma Resim Sergisi.
19:30. Galip Dede başında yeşil kapılarını göreceksiniz. Mama Burger. Henüz açılmamış ama yakında derler. Vakti gelince deneme tahtasına yazılmalı.
19:36. Eyesores Art Show In Istanbul @ Milk Gallery. Barcelonalı sanatçının seçme işleri. Açılış partisi. Duvardaki işler şirketten.
20:42. Miss Pizza Şişhane. İçkili, pizzalı, tiramisulu mekan. Akşam yemeği için yerler sabahtan ayırtılmalıydı. (251 32 34)
22:43. Bundan sonrası keşmekeş. Artık canının istediğini seç.
@ Alt, Toz ve Toz konseri + Kadıköy DJ Set
@ Leman Kültür, +1 – The Family Reunion
@ Mono, Daybreak Performans
@ 11:11, Vesvese w/Shrimpy, Memek
@ Babylon, Hüsnü Şenlendirici Quartet
@ Ghetto, Bluesaint Blues Band
@ Hayal Kahvesi, Nefes
Y’rle ben
Doğanın dengesi beni hasta edecek. Ben Y’yi beğeniyorum. YY beni. Y günlerce aramıyor, YY saat başı Facebook, MSN, Twitter’ımda. YY’yı reddediyorum, Y’yi istiyorum. Ama Y’den hayır yok. 8×24 geçmişe karıştığında, kabulleniyorum. Artık gelmeyeni beklemek, olmayanı istemek, aramayanı düşlemek için çok ilişki eskittim.
YY’ye karışık mesajlar vermeyi bırakıp, kendi kabuğuma çekilmişken, haydaa bir yenisi. YYY. Ne yapıp edip ilgimi cezbediyor. Tam YYY’ye aklımın kaydığı anda, hop Y telefon ekranımda: “Akşama ne yapıyorsun? Lokal’de Pandaloop, Alt’ta Marvin Acoustic Rock’n Roll Band var. Birini seç gidelim.” Parti yerine Babylon Lounge‘da yemek dese (kesin o risotto’yu ısmarlayacağım), galeri açılışı üstü drink dese, hatta bişiy diyim mi işkembeci bile önerse YYY’yi atlatıp Y’ye kayacağım. Ama ruhum partide onla boy göstermeyi hiç çekmiyor. “Yok” diyorum, “üzgünüm bugüne plan yaptım.”
Sonraki günlerde Y arıyor, YY arıyor, YYY zaten hayatıma giriyor. Ben seçimimi beynimi tahrik edenden tarafa kullanacağım. İş işten geçince hayatımı işgal edenlerden sıkıldım.
+1. Buyrun girin.
Kerim geçen hafta, al bak böyle bir şey var diye elime bir kağıt verdi. Kare şeklinde, mavi. +1 parti. Hayal Kahvesi Bistro’da bir “event” daveti. Unuturum dedim. Cüzdana tıkıştırdım. Pazartesi takside, salı kitapçıda, çarşamba banka sırasında elime geldi. Perşembe günü yapacağım öğleden belli. 22:30. Kilisenin karşısı. Hayal Kahvesi Bistro. Ortalığa göz at, yazacakları toparla, fazla vakit kaybetmeden eve, batteniye altına.
Her zamanki gibi, olaylar hiç de beklediğim gibi sonuçlanmadı. 12′de arkadaşlarım taksiye yollanırken, ben merdivenlerde durmuş video çalıştırmaktaydım. Bilenler bilir, gece hayatında yalnız olmak bana koymaz. Bir köşede durur olanı biteni izlerim. Yazacaklarımı, ilgimi çekenleri, yeni yeni oluşan flirt’leri izlemeyi severim. Ama bu sefer gözüm sahnede, müziğe ritm tutan DJ John Daly’de. Adam eğleniyor, karşısındakiler de öyle.
Bu +1 neymiş ya. Kendileri iki kata 1000 kişi sığdırdı. Birileri beni Meksikalı, İtalyan, İspanyol sandı. En sonunda yanımdaki kıza “nedir dedim bu yabancı kalabalığı?” Meğersem Erasmusluymuş dans edenlerin çoğu. O sırada olayın mimarlarından Max Bey yanıma geldi. Sordum nasıl becerdiniz bu işi. Facebook, Twitter, e-mail dedi. İşte dedim. Geleceğin particisi.
Bir perşembe gecesi. Saat 2:42. Dans etmiyorum, şatladığım dördüncü tekilaya rağmen düz çizgiden şaşmıyorum, görev bilinciyle hepinizi bilgilendiriyorum. Adamların partilerini takip edin. Gidin, gönderin, bitene kadar tepinin.

