Urban Confessions

Bir şehrin anatomisi

Archive for the ‘can aykal’ tag

Salon’da müzik, holde içkiler

without comments

Uzun süre et yemedim, viski içmedim, pembe renginden nefret ettim, bisiklete binmedim, topuklu ayakkabı giymedim, macera fimi izlemedim, Edgar Allen Poe okumadım, November Rain dinlemedim . Kimisi bir günde, diğerleri zamanda değişen onlarca şey yaptım. Hepsi bitti. Tüketildi. Yaşandı. Hayatıma girip çıkanlarla birlikte geçmişin dolaplarına kaldırıldı.

Hiçbirşey planladığım gibi gitmedi. Hayatımda. Üniversiteyi Fransa’da okumaya karar vermiştim. Onun yerine AFS’yle Nantes’a gittim. İki yıl sonrasında da Amerika. Yeni birşeyler olsun diye. Fotoğrafçılık. Karanlık odanın ağırlığı, kağıdın kokusu, Hasselblad’ın deklanşörü. Ama bak, geldiğim noktada ne ışık kurmayı bilirim, ne de Nikon D3′ün inceliklerini. Ne klipte dolaşan kız olabildim, ne kameranın büyüsü. Aradan yirmi yıl geçti, İlk aşkımdan, yazının şehvetinden kaçamadım bir türlü.

O yüzden belki de, kimi geceler ayaklarımın beni götürdüğü yere giderim. Belki yazacak yeni hikayeler karşıma çıkar, onların hüznüne kapılıp yorgunluğumu unuturum diye. Cuma Can Aykal’ın evinde, Dükkan‘dan alma, barbeküde olma burgerleri mideye indirdikten sonra Nu Pera içindeki Lilbitz‘de dans ettim, 11:11′e giderim derken geceyi Minimuzikhol‘de bitirdim. Cumartesi Salon‘un açılışı, XLarge barı, ve yine Minimüzikhol raundundan sonra gece kayıntısı için Aztek yollarındaydım. Aklımda domates çorbası varken, önüme etli dolmalar geldi.

Gecenin karanlığında ortaya dökülenler, merhaba adım şu, işim buyla başlayan tanışmalar, bir bardak viski, apartman aralığında geçen iki dakikalık konuşmalar. Anlar, bir kez daha ne kadar çok şey değiştirdi.

Written by Hazal

January 17th, 2010 at 10:15 am

3.2.1. Başla.

without comments

123

Can Aykal. Son dönemde dinlediğiniz pek çok CD’yi, yeni çıkan grupları, canlı konserleri kaydeden adam. Sırf örnek olsun diye toplama yapıyorum: İmer Demirer, Borusan Flarmoni Orkestrası, Bilkent Senfoni Orkestrası, Aydın Esen, Fazıl Say, Bora Uzer.

Kendisini yakinen de tanırım, geçenlerde telefon etti “3 Kasım Salı. Babylon’da 123 ilk albüm partisi var” (Siz onları Dandadadan oldukları zamanlardan anımsarsınız, şimdi Berke, Burak ve Feryin olarak yola devam etmekteler.) “mutlaka gel.” Olur, bakarız, yağmur yağıyor, hava soğuk, yazı yazıcam bahanelerini sıraladım. Sonra, biraz ayıp olmasın, biraz da görev bilinci eşliğinde Babylon kapısında belirdim. Murat’a sordum: “durum nasıl?” “Salı günü için gayet güzel.” İçeri daldım.

Müzik beni çarptı. Ansızın. En son New York Lincoln Center’da Yo La Tengo’yu dinlemeye gittiğimde bu duyguları yaşamıştım. Bir de, Waking Life filminde her an sanki rüyadan uyanıyormuş gibi hissettiğim 65 dakikada. Hafif meşrep, biraz trans. İkinci kat balkonunda, etrafımda uçuşan bütün sesleri susturup, müziğe konsantre olmuşken, kolumdan Can tuttu. “Bak” dedi. “Bu da kitabı. Aslen bir çocuk kitabı çizeri olan Huban Korman tarafından yapıldı.”  Sayfalar arasında, müziğin içinde, Great Expectations’u düşünürken buldum o an kendimi. Hayranlık ve herkese söylemeliyim acelesiyle.

Ama sabrettim. Benden hiç de umulmayacak şekilde, bekledim. “123 Aksel”in Tünel Lale Plak, Robinson; Reassürans Pasajı Groove ve Mikrop Gramofon‘da satışa çıkmasını. Kitap ve CD’den oluşan set 35 TL. Bugün iki bira eksik için, bu muhteşem kitabı arşive katın.