Archive for the ‘CD’ tag
3.2.1. Başla.
Can Aykal. Son dönemde dinlediğiniz pek çok CD’yi, yeni çıkan grupları, canlı konserleri kaydeden adam. Sırf örnek olsun diye toplama yapıyorum: İmer Demirer, Borusan Flarmoni Orkestrası, Bilkent Senfoni Orkestrası, Aydın Esen, Fazıl Say, Bora Uzer.
Kendisini yakinen de tanırım, geçenlerde telefon etti “3 Kasım Salı. Babylon’da 123 ilk albüm partisi var” (Siz onları Dandadadan oldukları zamanlardan anımsarsınız, şimdi Berke, Burak ve Feryin olarak yola devam etmekteler.) “mutlaka gel.” Olur, bakarız, yağmur yağıyor, hava soğuk, yazı yazıcam bahanelerini sıraladım. Sonra, biraz ayıp olmasın, biraz da görev bilinci eşliğinde Babylon kapısında belirdim. Murat’a sordum: “durum nasıl?” “Salı günü için gayet güzel.” İçeri daldım.
Müzik beni çarptı. Ansızın. En son New York Lincoln Center’da Yo La Tengo’yu dinlemeye gittiğimde bu duyguları yaşamıştım. Bir de, Waking Life filminde her an sanki rüyadan uyanıyormuş gibi hissettiğim 65 dakikada. Hafif meşrep, biraz trans. İkinci kat balkonunda, etrafımda uçuşan bütün sesleri susturup, müziğe konsantre olmuşken, kolumdan Can tuttu. “Bak” dedi. “Bu da kitabı. Aslen bir çocuk kitabı çizeri olan Huban Korman tarafından yapıldı.” Sayfalar arasında, müziğin içinde, Great Expectations’u düşünürken buldum o an kendimi. Hayranlık ve herkese söylemeliyim acelesiyle.
Ama sabrettim. Benden hiç de umulmayacak şekilde, bekledim. “123 Aksel”in Tünel Lale Plak, Robinson; Reassürans Pasajı Groove ve Mikrop Gramofon‘da satışa çıkmasını. Kitap ve CD’den oluşan set 35 TL. Bugün iki bira eksik için, bu muhteşem kitabı arşive katın.
sun.day.sky’da neler yaptık?

sun.day.sky’a gittik, bilgisayarı takacak yer, kartları koyacak köşe bulduk. Tanıdıklarımıza “merhaba” diyip, tanımadıklarımızla gülümseştik.
Dükkanlarda dolaştık. Bugga‘daki “Hanım Bilir”, “Beyim Bilir” rozetlerine; Bagie‘de uğraşsan da kopmaz Nano teknolojik çantalara; Milk‘teki Pick Me bardak altlıklarına ve şeytan yüzüklere; Kömürlük‘teki şans bileziklerine; Boa Studio yapımı organik elbiselere hayran kaldık. Hepsininde alacak paramız olmadığından bu festivallik seçim yaptık. Kazanan Pick Me, şeytan yüzükleri.
Bir hotdog’un dörtte biriyle, iki karton bira içtik, patateslerden atıştırıp Uno diye bağırdık. Bu sırada tabii ki kendimize bir masa seçmiştik. Tam Vinyl satışlarının yanında sağda. Bol bol CD, plak bakıp hiçbirinden almadık. Çünkü dedim ya, günlük alışveriş kotamızı Sadi’yle doldurmuştuk. Pop Corn’la gelen arkadaşlarımıza hayır demedik.

Tamirhane’de oturan arkadaşlarımıza yamanıp muhteşem yemeklerin tadına baktık. Açık Radyo DJ’lerinden Ahmet Güneş‘in seti, sun.day.sky’ımızın dönüş noktası oldu. Dinlerken “bu adam kaçta çalıyor, radyoları ayarlayalım” diye konuştuk.
Akşamüştü çocuklar gibi şenlendik. Ayakkabılardan kurtulup voleybol oynadık, frizbi atışıp etraftakileri tehlikeye attık. Bu sırada peşimize takılan köpek alandaki fotoğrafçıların dikkatini çekti. Birden hepimiz ünlendik.
Kayanları, üç topçuları, çimlerde gazete okuyanları, yastıkta kitaba dalanları, kedili kızlarla, köpekli beyleri gördük. Gece de kokteyl bardan plastikte limonatalarımızı(!) aldıktan sonra Sattas izledik.
Eğlendik, bir daha olsun dedik, ama ne yazık ki Cumartesi gösterilen Peter Sellers “Party” filmini kaçırdık.
sun.day.sky.yetişin

Dün hastalık nedeniyle katılamadığım sun.day.sky aktivitesine bugün erkenden geldim. Zaten adı üstüne pazar günü gökyüzüsü. Şemsiyelerin altına kurulmuş tahta banklarda oturmaktayım. Müzik pazar ruhuna uygun, dün gecenin alkolik etkisini temizleyen türden. Soft rock, blues, jazz, nu jazz sekmelerinde gidip geliyor.Daha iki dakika önce vinyl markette tanesi 10-20 TL fiyat aralığında bulunan plaklara baktım, hemen sonra yanındaki CD reyonuna uğradım. Seçenekler çeşitli. Satıcılar ilgili.
Bunlardan on dakika önce de Bugga‘nın standına uğramış, hastası olduğum Sadi Tekin’in Pick Me koleksiyonuna yeni katılan bardak altlıklarına göz atmış, Bagie‘nin yırtılmaz, bozulmaz, su geçirmez yanmaz çantalarına hayran olmuştum. Ama bunların hepsi başlı başına birer yazı konusu olduğundan, yarının gündemine bırakıp şimdilik alandan izlenimlerime geri dönüyorum.
Hava sıcak olabilir ama sular buz gibi. 2 TL. Bu arada günün devamı için bilgi veriyorum bira 7, mısır 7, köfte 8, hot dog 8, patates 5, karpuz 3, vodka, her festivalin ruhuna uygun olarak 15 TL. Giriş parası konusunda endişe duymayın. Sadece otoparka 12 TL vereceksiniz.
Tamirhane ve Otto günlük menülerini halkın kullanımına açmış durumdalar. Pazar kahvaltıcıları ve çok cocuklu aileler masalara kurulmuş, portakal sularını yudumlamakta.
Çocuklar Leonardi sponsoruğunda tramplenden atlayıp, satrancın inceliklerini öğrenmek için Çocuk alanında tepinmekteler. Bu arada giderek sayısı artmakta olan sarışın çocuklar ilgimi çekiyor. Bunun nedeni yabancılarla yapılan evlilikler mi, Türk halkının tipi mi değişti?
Saatler ilerledikçe çimlerde yaşama oranı ve coctail bar sakinleri de artış göstermekte. Akşam sahne alacak olan raggie grubu Sattas’ın sahne çalışmaları son hızda sürmekte.
Anlayacağınız 2 Ağustos Pazar günü, santralistanbul’da hafif meşrep, nahoş bir hava hüküm sürmekte. Köpekli beylerle, minili kızlar burdaysa, sen nerdesin?
