Urban Confessions

Bir şehrin anatomisi

Archive for the ‘cüzdan’ tag

Sarhoşken yapılacak işler listesi

with 5 comments

sar

Bu listeyi, bookmark’larınıza ekleyin, hatta üşenmeyin bir çıkış alın, “eyvah sarhoş oldum şimdi ben napıcam?” acil durumları için çantanızda taşıyın. Okuyamayacak durumu gelmişseniz, boşverin. Gecenin keyfine bakın.

1. İçerim ben bu akşam şarkısıyla geceye başlamayın. Danışıklı dövüşler genelde hüsranla sonuçlanır. Sadece dışarı çıkıp, kendinizi akışa bırakın.
2. Davetlere gidin. Nerde ne var bilmiyorsanız, 0900 Gece partiye nereye gidicem hattından beni arayın (numaraya ulaşılamıyorsa, kesin yazı yazıyorumdur. En iyisi blogumu takip edin)
3. Dokuz civarında, ikinci vodka-zencefilinizi yarılamışken (muhtemelen size ikram edilen kanepelerden ya da çantanızdaki grissiniden daha fazlasını görmemiş olacaksınız) hissettiğiniz o hafif baş dönmesi efektine seyirci kalmayın, susmayın, düşmeyin, bağırarak konuşmayın.
4. Siz farkında olmasanız da etrafınızdakilerin sarhoş olmayabileceği gerçeğini unutmayın. Ertesi sabah ben ne yaptım efektiyle uyanmak istemiyorsanız ani kararlardan kaçının.
5. 10′a doğru üçüncü bardağın dibini vurmuşsanız, değerli eşyalarınızı (cep telefonu, cüzdan, kredi kartı) çantanızın fermuarlı gözüne koyun, çantanız yoksa olan bir arkadaşınıza teslim edin.
6. Durun. Biraz şöyle. Arada su ya da limonlu soda için, çakırkeyiflikten sendelemeye varan yolun başında geçici de olsa kendinize gelin.
7. Aynı mekanda kalmayın, dolaşın. En azından takside geçirdiğiniz süreler içkiden uzak durmanıza yardımcı olacaktır.
8. Beğendiğiniz kız ya da oğlanla (eğer o da sizin kadar sarhoş değilse) sakın konuşmayın. Sarhoşu annesi bile sevmez lafını unutmayın.
9. Az önce görüp de bayıldığınız kız/erkek için bir de arkadaşlarınızdan tavsiye alın. Bu sırada iyice bakın. Yanında duranının sevgilisi olmamasına dikkat edin.
10. Telefonu asla kilitli gözden çıkarmayın. On ikiden sonraki çağrıdan hayır gelmez. Aranmayın!
11. Dans edin, kötü enerjilerinizden kurtulun, etrafınızdakilerin ne düşündüğünü unutun.
12. Barmen daha fazla içki vermek istemezse agresif davranmayın. Adamın bir bildiği var. Unutmayın!
13. Aztek‘e gidin. Bomonti’de. Biranın yanında sucuk, mantı, salatalık, peynir yiyin. Ama bulması zordur. Bir bilenin yanına takılın.
14. İnat etmeyin. İzin verin sizi eve bıraksınlar. Arkadaşlarınıza güvenin.
15. Apartmanda gürültü etmeyin, anahtarlarınızı önceden hazır edin.
16. Makyajınızı, pantalonunuzu, ayakkabılarınızı çıkartın, nereye isterseniz oraya bırakın.
17. Mesaj, internet, mail, facebook, twitter gibi iletişimin her türünden uzak durun.
18. Su-alkaseltzer kombosunu uyumadan alın, gecenin devamı için sürahiyi komidinde bırakın.
19. Uyuyun. Sabah sizi pek de hoş bir hava beklemiyor.

Written by Hazal

November 6th, 2009 at 10:57 am

Çantacı geldi hanım

without comments

n1

Yine bulamıyorum. Biliyorum orada. Daha bu sabah kendi ellerimle koydum. Yan tarafta belki de. Kepçe usulü elimi daldırdım. Benimle oyun oynuyor gibi. Öncelikle güneş gözlüğü, sokağa adım atmadan gözümün önünde olması gerek. Ardından tabii ki her günkü sıra: parlatıcı, allık, şans yüzüğü. Hepsi sanki yerin içinde açılan yarığın içinde kaybolmuşlar, dalgaların ya da lavların arasında kendilerine üçüncü bir yaşam formu oluşturmuşlar. Şimdi dedikodumu yapmaktalar. “Bak yine nasıl da dalgın, anahtarlarını almayı unuttu.”

Sonunda çantamı tepetaklak edip, içindekileri yatağın üzerine saçıyorum. Önce bozuk paralar kendilerini ele veriyor. Dün karşıma çıksaydı camımı silen çocuklara verebilirdim. Ardından küpeler. Kapalıçarşı’dan aldıklarım. Gümüş ve altın kaplama. Elbette tütün kalıntıları, sarhoş olduğum gecenin anıları; sakız, şeker, kraker artıkları… En sonunda anahtar, parlatıcı, gözlük. Oraya buraya saçılmış kredi kartlarıyla, 50′lik banknotların yanında. Sırıtıyorlar. Kapandan kaçmış fare gibi.

Sıkılıyorum. Her sabaj aynı rutini yaşamaktan. Bu yüzden internete geçip Londra, Paris, Roma’daki arkadaşlarımın hepsine toplu bir mail atmak iyi geliyor. Konu: Çanta! Önem seviyesi: Acil. Metin: “Novella Royale‘lerden bana getirin. Sonbahar koleksiyonundaki siyah çanta dar jean’lerimle, püsküllü bej olan diz üstü elbisemle. Daha sahip olmadan bile dolabıma ne kadar yakışacağını biliyorum. Lütfennn.”

Huzur. Hepsine kapak olsun. Evden çıkmadan cep telefonunu bulmam gerek. Komidinin ortasında. 09:12′de çalıyor.

Written by Hazal

August 19th, 2009 at 3:11 pm

Serçe parmak ne demiş?

without comments

b3

Her yerde karşıma çıkıyorlardı. Dergilerin mutlaka alın başlıkları, gazetecilerin unutmadan sütunları, Asmalı Mescit’te dolaşan kızların kolları. sun.day.sky’da gördükten sonra yazmaya karar verdim. Bagie. Çanta. Dört Türk tarafından imal ediliyor. Biri tasarlamış, biri maddeyi bulmuş, biri dikmiş, öbürü de satmış. Biz de hani bana hani bana diyerek peşlerinde pervane oluyoruz. Mecburiyetten.

Kullandıkları maddenin sırrını pek vermek istemeseler de, biliyoruz ki kopmuyor, yanmıyor, suda ıslanmıyor. Uzun zaman kendisini takıp hava atmışsanız kırışıklıklar gösteriyor. Bu da yeni halinden bile daha fiyakalı oluyor. Nano teknolojinin son harikalarından Tyvek malzemesinden üretilmiş, doğaya saygılı, %100 geri dönüşümlü.

İçine cüzdanınız, makyaj torbanızı, Ağustos ayı dergilerinden birini, gece üşümeyin diye hırkanızı, saç fırçanızı, parfümünüzü, kalem, defter, kitap gibi her türlü boş zaman gerecinizi koyduktan sonra bile 3 4 kiloluk yer daha kalıyor. Bu yüzden manavda duraklayıp amasya elmalarından bir kilo alarak evin yolunu tutabiliyorsunuz.

Tek entrikası her modelinin, şimdiye kadar 7′yle sınırlamışlar, 125 tane üretilmiş olması. Benim favorim New York silueti, kedi ve surat olarak isimlendirdikleri. Fiyatları 45-55 arasında çeşitlilik göstermekte. Stoklar bitmeden birer tane edinin, sonra arkadaşlarınızdan istemek zorunda kalacaksınız.

Written by Hazal

August 11th, 2009 at 3:59 pm

Posted in çanta

Tagged with , , , , ,

12 Temmuz 2009. Pazar.

without comments

la

Yine heyecanlandım. Panter Kırtasiye’nin vitrininde gördüğüm http://www.dalvey.com/ aksesuarlar ilk nedeni. Keşke erkek olsaydım da o köstekli saate, ve gümüş çakmağa sahip olsaydım dediğim anlardan biri. Peki ya İrlandalı atalarının asi asaletini taşıyan kol düğmelerine ne demeli? Beşlik sistemde bile on numara.

Gelelim ikinci nedene. Oldukça basit. Patso’ya girip de istediğim sıkma portakal suyunun soğuk gelmesi. Üstelik söylememe de gerek kalmadı. Adam buzdolabından çıkardı portakalları, kollu aletlerden biriyle sıktı. Dört tane. Sakın yanlış anlamayın içine buz muz koymadı. Verdim 2 TL, aldım vitamin. Hem de en sevdiğim turuncu bardakta geldi.

Esas neden, esas oğlan gibi ilgi çekici. Övünç ve Tolga’nın temmuz ayında şehir hayatını canlandıracak yeni projeleri. Biliyorsunuz şu anda sizinle paylaşmak için can atıyorum. Ama tek diyebileceğim beklemede kalın. Showhow yapımı mavi posterlerini gördüğünüz yerde iki dakika durun. Solda sağa, baştan aşağı yazanları okuyun. Hadi bir de tüyo veriyim: Olay “dün gece ben ne yaptım?” pazar günlerini egemenlik altına alıyor, kurtarıyor, sizi mutlu hissettiriyor. Mekanı Santral, durumu keyif oluyorç

Written by Hazal

June 11th, 2009 at 12:01 pm