Archive for the ‘internet’ tag
Hiper Tweet Sendromu

Belirtileri: iPhone, Blackberry, Nokia gibi internete 7/24 bağlanabilecek telefon & 3G paketi. Hızlı çalışır konumda baş parmak. Yakına bakmaktan şaşılaşan gözler. Etrafta konuşulanları duymayan iki kulak. Arkadaş, iştah, spor saatlerinde azalma.
Çaresi: Twitter’dan gönderilecek her türlü mesaj.
Örnekler:
Deminden beri şampanyalar ısmarladım, ıstakozlar sıraladım, önüne midyeler akıttım, sevgilim aşkım diye seni baştan çıkarmaya çalı… (140 dolmuş olacak bu noktada)
çalıştım. Ama sen beni anlamadım. Kadın! Benimle evlenir misin?
———-
Sayın Burcu Baran , borcunuzu ödemediğiniz için elektrikleriniz kesilmiştir. Lütfen ödemeler için Tedaş’a başvurunuz.
——
Hazalcım, Paris’ten bir istediğin varsa mesaj at, Twitter’da anne yazan kişi ben değilim.
—–
Sağına bak, araba geliyor, şimdi ezileceksin. Aman neyse iyi kurtuldun. Şans.
——
Bir bebeğimiz oldu adını Ashton koyduk, hayran sayısı onun kadar olsun inşallah.
—–
Sen Twitter’da gezerken ben Kerim’den ayrıldım. Lütfen gel de seni Sinan’la tanıştırayım.
—-
Dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe, sırf seni retweet ediyor diye özel mesaj atıp merhaba dedim.
——–
Tuvalet kağıdı kalmamış, geçerken dolaptan al.
—-
Son vermiş Twitter işine, aklı ermemiş gidişine. Son vermiş twitter işine, olmaz olsun onun anlık iletişi de… (Tunç)
—–
Birol, çocuğum, sen artık bu evde oturmuyorsun. Anahtarı kardeşine ver ve kendi yuvana dön.
—-
Göğsünüzden alınan kistin iyi huylu olduğu saptanmıştır. Gözünüz aydın.
——
Sayın Merve Göktan. Danışmaya bekleniyorsunuz.
——
Leman. Aramızda her şey bitti. Lütfen beni takip etmeyi kes. Tweet’lerim sana haram olsun.
Şubat 28 günü Web gezintisi

Tek şekerli bol sütlü kahvemi içiyorum. Yanında taze soğanı karıştırdığım labne sürülmüş ekmeğim. Televizyon, müzik, etrafımdaki insan gürültülerine kapandım. İnternet gezilerimde bir pazara daha hoş geldiniz. Umarım hoşunuza gider bulduklarım.
Twitter’da kim, nerede, kimi dinlemekteyse The Noise FM‘de
İstanbul Cullinary Institute’de Mart ayı programı belli oldu!
Shortlist sevenlere kısasından bir seçmece.
Aşığı olduğum Matthew‘(Grey Gubbler)un, bilmediğiniz yeteneği.
İster birinci, istemezseniz ikinci el mallar Garde-Robe‘dalar
Sabun köpüğü bir gazete gördüm sanki. Evet gördüm, Gazete Sabun gördüm.
Kanka nerdeyim ben. Can Direkli blogu
Modası asla geçmez eski model gözlükler: VTGSunnies
Ben Baltalimanı’na pek gitmem ama Angel Blue‘nun fesleğenli levreği ve Jumbo sarması meşhurmuş meğer.
Pamela Hanson: Bir kadın moda fotoğrafçısının enfes sitesi.
Ah o gemide ben de olsaydım Molori‘ye gidip kalsaydım.
Hazal’ın notu: Beni dün gece (04:00) Minimüzikhol’de görüp bu sabahın köründe (10:00) yazı nasıl yazıyorumu anlamayanlar için duyuru: Yedi saat yyumak istiyorum, var mı bunun yolu?
İnternette son bulduklarım

Hayatım internet. Durmadan arayıştayım. Bu sefer yabancıları ayırdım Türk’leri bir çatı altına topladım. Bakın bakalım.
İhraç fazlası sanat, diğer adıyla lüks olarak görülen sanatı, kitlelerle buluşturma girişimi
http://outlet-istanbul.blogspot.com/
Tophane galerilerinde dolaşma rehberi
http://tophaneartwalk.com/
Sanal ortamdan takı almak, paha biçilir mi?
http://www.mortaki.com/
Sürekli Türk markalarının online işleri nerdedir diye arıyordum ki, buldum!
http://arsiweb.tumblr.com/
Fashiontr’ın bir diğer işi budur
http://www.truproject.net/
İKSV Deniz Palas içindeki Salon’un resmi web sitesi
http://ww.saloniksv.com/
Ah bunlar bende olsa Carrie Bradshaw olmam mı?
http://bugunnegiyemedim.blogspot.com/
İstanbul Animasyon Festivali Kasım 2010′da
http://www.iafistanbul.com/
Le Cool editörü, Pozitif bilimci Sarp Dakni’nin blogu
http://drdisco.tumblr.com/
İmprovizasyon: anında görüntülü sanat
http://www.istanbulimpro.net/
baka baka bitmesin
http://timucincoskun.blogspot.com/
Kendisi değil ama sitesi yepyeni
http://www.bakdergisi.com/banabak/
Evde yapılsın nette satılsın
http://www.pasaj.com/
Sevgilinize metres yapmak isterseniz
http://www.dideminizi.com
Alfabetik düzen – Bölüm iki

A-H bölümü için buraya tıklayınız, yok onu gördüyseniz, okumayam devam ediniz.
I
Israrla yanımda kal dedi, inadına gittim. Kalırdım aslında, taze greyfurt suyu olsa.
İ
İnterneti sevme nedenim: süpriz efekti. Pandaloop fotoğrafları ararken karşıma Engin Şahinbaş sitesi çıktı. Beğendiğim iş bir, iki ve üç
J
Kendilerini bloggroll’uma da aldım ama bu haberle beni ihya etti. Sayın Jiklet ve çöp kutusu.
K
Öğlen Selen aradı, Aksaray’da Hatay Sofrası’na gitmişler. Baklava hamuruna börekler, kısır, bulgur köftesi ve diğerleri. Adam başı 10 TL. Lezzetler şahane. Beni de götürecek. Söz alındı.
L
Galata Kulesi Camekan sokak dükkanlarına bir tane daha eklendi. Adı Lalay, yanlış okumuyorsam. İçinde havlular, peştemaller, hamam eşyaları, bornozlar var. Şık tarafından.
M
Asmalı Mescit’ten Marmara Pera’ya doğru inen yolda bir manav vardır. İstanbul’un güzel elmalarını en ucuza orda bulurum. Onca yıldır alırım. Bir kez çürük çıkmadı.
N
Geçenlerde biri parti yapılacak yer arıyoruz diyince aklıma geldi. Nar Pera. Alt katında özel davetler verilirdi. Hala var mı?
Yalnızlığın ikinci keşfi

Boğaziçi Elektrik’ten ödenmedi keseriz ihbarı gelmiş. Kalktım Talimhane’ye gittim. Meğer bankam hesaptan masrafı düşmemiş. Verdim 45 TL’yi, aldım dekontu. Çıktım. 09:15.
Tuvalet kağıdı, deterjan, Yumoş, Palmolive, Colgate, deodorant, Nivea, kağıt havlu. Sepete doldurdum. Hazır marketteyken kuruyemiş, ekmek, beyaz peynir, hardal, limon, domates duyu, salça, Nutella ihtiyaçlarımı da giderdim. Elimde dört paket eve yollandım. Anahtarı önceden çıkarmayı akıl etmemiş olduğumdan kapıda vakit harcadım. Asansör de elbette bozulacak günü bulmuş. Altı kat. 10:42.
İnternet bağlantısı yok oldu. Durup dururken. Ödenmemiş faturalar, gecikmiş borçlar var mı diye bilgisayar’dan bakiyim dedim. Refleks işte. Mecburen iPhone’a yüklendim. Yanıt almak vakit alınca, kahveye çıkma kararı verdim. 13:14.
Çamaşırları asacakken, ampul gitti. Çat diye. Askıyı koridora çıkarıp, işlemi tamamladım. Çoraplar aşağıya, havlular yukarı. 15:56.
Bulaşık makinesini boşaltırken Çin malı kasem kırıldı. Camlara basmadan elektrik süpürgesine ulaştım. Bütün mutfağı sekiz kez süpürdüm. Biraz da üzüldüm. 16:14.
Tuvalet tıkandı. Lavobo açlarla ilk müdahaleyi yaptım. Ardından kapıcıya haber verdim. Tamirci çantasıyla geldi. Neyse ki önemli bir sorun değilmiş. 50 TL alıp gitti. 17:34.
Hiç yemek yapasım gelmedi. yemeksepeti‘nden bir şeyler ısmarlamak istedim. Site çalışmadı. Köşede yeni açılan Eggs&Burger‘a kadar yürüyüp paket yaptırdım (Eğer canınız çekerse: 296 96 33). Cheeseburger ve patates kızartması. Mekanda da lezzetinde de 60′ların Amerikan diner havası. 15 TL verdim. Eve geri geldim. Aptal gibi anahtarları unutmuşum. Yine kapıcı, çilingir, bir 50 TL’de ona. 19:24.
Çöpü çıkaracakken torba patladı. Mutfağı ikinci kez baştan sona sildim. Koku geçsin diye de camları açtım. 20:35.
Digiturk’te Batman başlıyordu. Sinyal seviyem azaldı. Yağmur yok, ödenmemiş fatura yok, kurulum ayarlarında değişiklikler yok. Görüntü gelip gittikçe fenalıklar geldi. Televizyonu kapadım. 21:42.
Tıkırtılarla uyandım. Kanepeden kalkıp, sesin kaynağına ilerledim. Yukardaki komşularım çivi çakıyormuş. Gecenin köründe. 22:34.
Kitabın son sayfası. Bugünün kabusu. Yeni gün umudu. Yatağın solu. Uyudum. 23:46.
Sarhoşken yapılacak işler listesi

Bu listeyi, bookmark’larınıza ekleyin, hatta üşenmeyin bir çıkış alın, “eyvah sarhoş oldum şimdi ben napıcam?” acil durumları için çantanızda taşıyın. Okuyamayacak durumu gelmişseniz, boşverin. Gecenin keyfine bakın.
1. İçerim ben bu akşam şarkısıyla geceye başlamayın. Danışıklı dövüşler genelde hüsranla sonuçlanır. Sadece dışarı çıkıp, kendinizi akışa bırakın.
2. Davetlere gidin. Nerde ne var bilmiyorsanız, 0900 Gece partiye nereye gidicem hattından beni arayın (numaraya ulaşılamıyorsa, kesin yazı yazıyorumdur. En iyisi blogumu takip edin)
3. Dokuz civarında, ikinci vodka-zencefilinizi yarılamışken (muhtemelen size ikram edilen kanepelerden ya da çantanızdaki grissiniden daha fazlasını görmemiş olacaksınız) hissettiğiniz o hafif baş dönmesi efektine seyirci kalmayın, susmayın, düşmeyin, bağırarak konuşmayın.
4. Siz farkında olmasanız da etrafınızdakilerin sarhoş olmayabileceği gerçeğini unutmayın. Ertesi sabah ben ne yaptım efektiyle uyanmak istemiyorsanız ani kararlardan kaçının.
5. 10′a doğru üçüncü bardağın dibini vurmuşsanız, değerli eşyalarınızı (cep telefonu, cüzdan, kredi kartı) çantanızın fermuarlı gözüne koyun, çantanız yoksa olan bir arkadaşınıza teslim edin.
6. Durun. Biraz şöyle. Arada su ya da limonlu soda için, çakırkeyiflikten sendelemeye varan yolun başında geçici de olsa kendinize gelin.
7. Aynı mekanda kalmayın, dolaşın. En azından takside geçirdiğiniz süreler içkiden uzak durmanıza yardımcı olacaktır.
8. Beğendiğiniz kız ya da oğlanla (eğer o da sizin kadar sarhoş değilse) sakın konuşmayın. Sarhoşu annesi bile sevmez lafını unutmayın.
9. Az önce görüp de bayıldığınız kız/erkek için bir de arkadaşlarınızdan tavsiye alın. Bu sırada iyice bakın. Yanında duranının sevgilisi olmamasına dikkat edin.
10. Telefonu asla kilitli gözden çıkarmayın. On ikiden sonraki çağrıdan hayır gelmez. Aranmayın!
11. Dans edin, kötü enerjilerinizden kurtulun, etrafınızdakilerin ne düşündüğünü unutun.
12. Barmen daha fazla içki vermek istemezse agresif davranmayın. Adamın bir bildiği var. Unutmayın!
13. Aztek‘e gidin. Bomonti’de. Biranın yanında sucuk, mantı, salatalık, peynir yiyin. Ama bulması zordur. Bir bilenin yanına takılın.
14. İnat etmeyin. İzin verin sizi eve bıraksınlar. Arkadaşlarınıza güvenin.
15. Apartmanda gürültü etmeyin, anahtarlarınızı önceden hazır edin.
16. Makyajınızı, pantalonunuzu, ayakkabılarınızı çıkartın, nereye isterseniz oraya bırakın.
17. Mesaj, internet, mail, facebook, twitter gibi iletişimin her türünden uzak durun.
18. Su-alkaseltzer kombosunu uyumadan alın, gecenin devamı için sürahiyi komidinde bırakın.
19. Uyuyun. Sabah sizi pek de hoş bir hava beklemiyor.
Piyano piyano bacaksız
Oturuyorum. Karşımdaki masada bir kız. Ben diyim 18, siz diyin 24. 21 civarında bulaşalım. Ekose etek, beyaz gömlek, dizaltı çoraplar, platform ayakkabılar. Herşey bu sezonun modasına uygun. Gözlerde de elbette simli kalemler. İzliyorum. Belli oradan bana hikaye çıkacak. Efendim? Ha unuttum çok pardon. Mekan Vapiano. Suadiye’de açılan ünlü Alman zinciri. Spesiyalleri ricotta ve ıspanakla dolgulu ravioli (17 TL); labne sos, mozarella, kırmızı, taze soğan ve dana baconlu pizza (17 TL), başlangıç için de elbette Bruschetta (4.50 TL). Dilinizi orgazma sürükleyen tiramisu (12 TL)’ya yer ayırmazsanız yatağa sancılar içinde girmeniz olası.
Kız yalnız. Bilgisayarı saymazsak. Dudak kıvrımlarında engelleyemediği gülümseme. Parmakları adrenalin salgılıyor. Durmadan. Dakikada 40 kelime. Karşıdan gelecek cevabı bekleme anlarında ekrandan bana kayıp duran gözler. Neden kitlendi bu kız havasında. Neyse ki mesaj gecikmiyor da, benim önemim azalıyor.
Senaryo belli. Chat’in ucunda beğendiği her kimse. Ahmet, Cenk, Feride. Yazışma onla. Ya da belki de onun hakkında. Tıkır tıkır tıkır. Bana buluşalım dedi. Çıt çıt çıt. Yarın akşam yemeğine. Kih kih kih. Ben sabahtan kuaföre. Ha ha ha. Cenk çok komiksin. Tam o sırada internet gitti. Biliyorum. Benim önümde de bilgisayar var. Kızın gözlerinde iki damla yaş. Sinirden. Garsonu çağırıp ızdırap içinde bağırıyor: “Lütfen modemi açıp kapatır mısınız?” Modern çağda geçen klasik cümle. Bir dakika 100 yıla bedel.
