Urban Confessions

Bir şehrin anatomisi

Archive for the ‘Kudret Saka’ tag

Galata’da şaşkın gezen

with 3 comments

Geçenlerde preview’larını geçtiğim yazının aslıdır…

Galata’da çok acayip şeyler oluyor. Son iki aydır Berlin’e taşınma planları yapmaktayım. Biliyorsunuz. Hepinizini Berlin sokakları, kahveleri ve içkileriyle daralttım. Ama Eril’e “hadi gel Milk’teki işlere bakalım” dediğim anda içime bir İstanbul aşkı düştü. Ve olaylar gelişti. Buyrun yaşadıklarımıza, keşfettiklerimize, heyecan duyduklarımıza siz de tanık olun. Sonra da üşenmeden tabana kuvvet vurun.

ac

Yüksek Kaldırım’dan yukarı seyrederken garip bir his geldi içime. Bugün bir şeyler bizi alıp götürecek. İlk solda,  beyaz tahta sandalyeli kahvenin bekçilik yaptığı sokağa daldık. Önünde şezlonglar ve çaydanlıklar asılı dükkan. 30 metre ileride, sağ kolda. İsmi Açık Mutfak. Tahmin edeceğiniz gibi buzdolabı, ocak ve yemekler şeffaf. Günün menüsü sezonun sebzelerine göre belirleniyor. Köfteler tavada, mücverlerle fasulyeler tezgahta sergileniyor. Bankımıza kurulduk. Domates çorbası, mantı ve karışık zeytinyağlı tabağı ısmarladık. Abartmıyorum. Yemekler hakkaten anne eli değmiş gibi, fiyatlar ortalamanın gerisinden geliyor. Mekanın sahibi, yemeklerin aşçısı, vişne suyunun yaratıcısı Esra. Kendisi boğa burcu. “Ne zaman açıldınız?” diyorum. 2.5 yıl oldu cevabı suratıma patlayan ayıp oluyor. Günahı benim boynuma. Üstelik Açık Mutfak’ta internet de var.

L1070832

Tam masadan kalkıyoruz, vakit Milk’e üç var, hemen yanında ağaçlar ve peruklu bebekler arasında başka bir mekan. İkinci el eşyalar, şapkalar, saatler, takılar. Böyle bir seçki ancak Lonra’daki bit pazarlarında var. Hem alım hem satım yapıyorlar. İsterseniz gelip mallarınıza da fiyat biçiyorlar. Vakitsizlikten fazla bakamıyorum ama kutularla tabaklar kalbime kazınıyor. Rukiye ve Ayşegül Hanımlarla sohbet edip, eşyaların hikayesini dinlemek için bugünü es geçiyoruz. Randevu yarına. Ajandama yazdım.

İkinci elİkinci Elİkinci Elİkinci Elİkinci Elİkinci El - Pencereİkinci El - Kutuİkinci El-Plak
Milk‘teyiz. Sergi hakkında fazla açıklamada bulunmayacağım. Gördüm, yazdım, açılışa gittim. Sanatçıya “gelip benim duvarımı da boyar mısınız?” kıvamında bir iki laf ettim. Kibarca gülümsedi. Hem yetenekli hem sempatik Mr. McKinley.

lun

Eve hızlandık. Karanlık basmadan. O sırada, tam Ventra del Torro’nun yanında siyah kepengli dükkan gözümüze ilişti. Laundromat. Daha vitrinden belli, içeride organize işler var. Nahide Büyükkaymakçı çantaları (incecik, yumuşacık deri), Fabrika’nin tasarımcısı Kudret Saka’nın kemerleri, Güneş Dericioğlu clutch’ları, Elif Ergün ipekleri. Hepsinde gözümüz kaldı. Nedir dedik buranın hikayesi? Her ay değişecek modacılar, bir odada sergilecek tasarımlar, gece gündüz zamansız üstler başlar.

İnanılır gibi değil Galata’da olanlar.