Archive for the ‘mail’ tag
Sarhoşken yapılacak işler listesi

Bu listeyi, bookmark’larınıza ekleyin, hatta üşenmeyin bir çıkış alın, “eyvah sarhoş oldum şimdi ben napıcam?” acil durumları için çantanızda taşıyın. Okuyamayacak durumu gelmişseniz, boşverin. Gecenin keyfine bakın.
1. İçerim ben bu akşam şarkısıyla geceye başlamayın. Danışıklı dövüşler genelde hüsranla sonuçlanır. Sadece dışarı çıkıp, kendinizi akışa bırakın.
2. Davetlere gidin. Nerde ne var bilmiyorsanız, 0900 Gece partiye nereye gidicem hattından beni arayın (numaraya ulaşılamıyorsa, kesin yazı yazıyorumdur. En iyisi blogumu takip edin)
3. Dokuz civarında, ikinci vodka-zencefilinizi yarılamışken (muhtemelen size ikram edilen kanepelerden ya da çantanızdaki grissiniden daha fazlasını görmemiş olacaksınız) hissettiğiniz o hafif baş dönmesi efektine seyirci kalmayın, susmayın, düşmeyin, bağırarak konuşmayın.
4. Siz farkında olmasanız da etrafınızdakilerin sarhoş olmayabileceği gerçeğini unutmayın. Ertesi sabah ben ne yaptım efektiyle uyanmak istemiyorsanız ani kararlardan kaçının.
5. 10′a doğru üçüncü bardağın dibini vurmuşsanız, değerli eşyalarınızı (cep telefonu, cüzdan, kredi kartı) çantanızın fermuarlı gözüne koyun, çantanız yoksa olan bir arkadaşınıza teslim edin.
6. Durun. Biraz şöyle. Arada su ya da limonlu soda için, çakırkeyiflikten sendelemeye varan yolun başında geçici de olsa kendinize gelin.
7. Aynı mekanda kalmayın, dolaşın. En azından takside geçirdiğiniz süreler içkiden uzak durmanıza yardımcı olacaktır.
8. Beğendiğiniz kız ya da oğlanla (eğer o da sizin kadar sarhoş değilse) sakın konuşmayın. Sarhoşu annesi bile sevmez lafını unutmayın.
9. Az önce görüp de bayıldığınız kız/erkek için bir de arkadaşlarınızdan tavsiye alın. Bu sırada iyice bakın. Yanında duranının sevgilisi olmamasına dikkat edin.
10. Telefonu asla kilitli gözden çıkarmayın. On ikiden sonraki çağrıdan hayır gelmez. Aranmayın!
11. Dans edin, kötü enerjilerinizden kurtulun, etrafınızdakilerin ne düşündüğünü unutun.
12. Barmen daha fazla içki vermek istemezse agresif davranmayın. Adamın bir bildiği var. Unutmayın!
13. Aztek‘e gidin. Bomonti’de. Biranın yanında sucuk, mantı, salatalık, peynir yiyin. Ama bulması zordur. Bir bilenin yanına takılın.
14. İnat etmeyin. İzin verin sizi eve bıraksınlar. Arkadaşlarınıza güvenin.
15. Apartmanda gürültü etmeyin, anahtarlarınızı önceden hazır edin.
16. Makyajınızı, pantalonunuzu, ayakkabılarınızı çıkartın, nereye isterseniz oraya bırakın.
17. Mesaj, internet, mail, facebook, twitter gibi iletişimin her türünden uzak durun.
18. Su-alkaseltzer kombosunu uyumadan alın, gecenin devamı için sürahiyi komidinde bırakın.
19. Uyuyun. Sabah sizi pek de hoş bir hava beklemiyor.
Arkası Bugün

“Yine” ya da “gene” diye geçer TDK kullanımlarında. Ben ikisini birleştirip “gine” isimli yeni bir kelime türettim. Örnek: Gine yağmur yağarken şemsiyemi unutmuşum. Gine hikayenin ortasında internet kesildi. Gine öğle yemeği için Lokal‘deyim. Ama napiyim? Çorba, salata, tavuktan oluşan menüsü 11 TL, üstelik Meksika, rokfor soslu, safranlı, şinitzel seçeneklerim var. Bu sırada yan masadakiler ton balıklı penne ve jambonlu fettuchine sipariş verdiler. Gözüm kalmadı dersem yalan. Ama hemen bakışlarımı kaçırdım. Boğazlarında kalmasın.
Selen karşımda.Dana siperişi verdi. Olayın sonrasını anlatıyorum (öncesi için bkz Upper Crust). Diyorum ki “bildiğin gibi işte. Birini hakikaten beğendiğim noktada (tenim öncelikle karar veriyor) bekleme sorunu karşıma çıkıyor. Telefon, mail, Facebok, Twitter. Mesaj yok. İki sayfa kitap, bir bardak su, yarım dakika sonrasında, hala. Durum dört gün tekrarlanan rutine dönüştüğündeyse boş veriyorum. “rebound”lar, pin pon maçları, bugün git yarın gelciler. Klişeler beni aşkın her formundan uzaklaştırıyor. Vazgeçmek kozmik eylem mi, kolektif yalnızlığımızın vardığı son nokta mı? Bir bilsem.”
Kahkaha atıyor Selen. Garson elinde tavuk tabaklarımızla geliyor. Yan masa, DVD kutuları içinde gelen hesaplarına göz atıp, cüzdanları çıkarıyor. Sıradan pazartesi. Monoton şıklığında.
Perşembe: Sold Out
Perşembe. Yeni Cuma. Kalktım. 08:30. Yapıcak çok iş var. Maillere bakmak, cevapları yazmak, sorunları çözmek, internette dolaşmak ritüellerinin ardından, Galatasaray’daki Mektup dükkanına. Ajanda almaya. Çünkü artık açılış, sergi, konser, dükkan, mekan, restoran, bar zamanlamalarını tutacak yer, beynimde kalmadı.
Saat 15:00. Tünel’e yürüdüm, Robinson‘a baka baka. Helvetia‘da borani, pırasa, körili tavuk yemeliyim. Hepsinden az. Aynı tabağa. 45 dakika. 10 TL. Tabana kuvvet. Taksim Meydanı. Dolmuş. 1.50 TL. Hüsrev Gerede. Anahtar. Yine evdeyim. İşbaşı.
Perşembe 19′dan sonra yapılacaklar listemde şunlar var: Galerist‘te açılış. MentalKlinik. Bir yudum şarap, iki lak lak. Ardından Galata. Aida Pekin dükkan ıslatmasına. Orda da şarap. İkinci yudum. Modum ortama uygun olsun. Biraz hayranlık. Kadının yaptığı muazzam broşlara, kolyelere, küpelere. 30 dakika sonra Tünel’e. Henüz nerde yemek yiyeceğimize karar vermedik ama ekip belli. Zeynep, Selen, ben. Avarelsiz üçlü. Dedikodu, kim kiminle nerede ne yaptı, aşk hayatımız klasikleri. Gecenin sonu belli. İki gündür yazıyorum. Hayal Kahve Bistro’da plusoneistanbul parti. 11′den sonra buluşalım.
Gıt gıt gıdak, tavuklar sıcak
Bazı günler dışarı çıkasım gelmiyor. Su için bakkalı arıyorum, ödemeleri online tamamlıyorum, o çok beğendiğim ayakkabıları istersem web’i kullanıyorum. Irregular Choices’lerim Nothing Hill’e sipariş ediliyor. Kucağıma oturana kadar iki üç ay geçiyor. Ama olsun, dedim ya, bazı günler dışarı çıkasım, biriyle konuşasım, canımı sıkasım gelmiyor. Bugün de onlardan biri. Sabah pijamalarla bilgisayar başına kuruldum. İşe başladım. Mailler, bloglar, yazılar, çiziler. Daha ne kadar zaman olduğunu anlayamadan vakit öğlen. Fondaki müzik Coltrane. Paris konserinden.
Çalışmaya ara verme saatini midem haber veriyor. Hüsrev Gerede’yi tavuk kokusuyla etkisi altına alan Wienerwald‘u arayıp siparişlerimi veriyorum. Altılı tavuk kanat. Parmesanlı sos yerine acılı ekşiliyi tercih ediyorum. Patates salatası. Küçük olanından. Plastik torba kapıma on dakikada varıyor. Ücret 13 TL.
Küçük kutum içindeki tavuklar biraz çiğ gibi, patates hardallı değil de kızarmış olanından. Ortalamam 5. 10 üzerinden. Nizam’ın çevirmesini ya da ev yapımı pilav üstüyü geçemedi ama ikinci bir şansa değer. Bu gece son listesine atmadan 8 otlu pilici deniycem.

