Archive for the ‘mesaj’ tag
Duyduk duymadık demeyin…11:11 açıldı

11:11‘in, Meşrutiyet Caddesi no:49 Tepebaşı’ndaki açılışına gittik. Eril ve ben. Mekan muhteşem. Gece nereye gidicez; İstanbul klüpten ne anlar; şık, sofistike, basit ve eğleneceğimiz mekan istiyoruz diyen bütün insanlara cevaben acayip bir olay yaratmışlar. Bir tarafta elektro, diğer yanda Kiwi. Ortasında bile dursanız sesler içiçe girmiyor. Beyaz duvarları, müziğin kalitesini, ışığın geçişlerini beğendik. Sorun başka. Benim açımdan. Herkesten özür dileyerek olanları yazmak zorundayım.
Çarşamba akşamı dokuzdan sonra soft opening var. Kapıda davetli listesi. Sayfa sayfa. 22:30 civarında mekana vardık. Amaç, kimseler gelmeden ne var ne yok görebilmek. Kibarca kapıdaki görevliye adımı söyledim. H harfinin etrafına dolandıktan sonra dedi ki “üzgünüm ama isminiz listede yok.” Olabilir. Kimin yazması gerektiğini, bu konuda Facebook üzerinden dönen mesajlaşmaları da gösterdikten sonra dedim ki “mümkünse (hazır içeriye kalabalıklar da dolmadan) kendisine sormak mümkün mü?” Sakin ve anlayışlıyım. Açılış gecesi. Zor geçer. Beyefendi (20 yıllık tecrübesine saygı duruşumdan ismini açıklamayacağım) “O benim misafirim kendisini rahatsız edemem” yanıtını verdi. (Çünkü ben değilim) Peki. Bir denemede daha bulundum: “Bakın bu Facebook mesajlarımız, ben deli değilim sahte isim yaratıp kendi kendimle konuşmadım. Emin olun.” Belki komiklik yapsam ortam yumuşar. Adam demesin mi “adınızın yazılı olmaması benim sorunum değil.” Şaşkınlık içerisindeyim. Elbette mekan güzel, mutlaka çok gelmek isteyen var, ama bu beklediğim cevap değil.
Gece kulüplerinin genel sorunu: “Ooo hoşgeldiniz” diye gülümsenmesi için ya Kurak But olacaksınız, ya da İkoncan. İçerideki o muhteşem atmosfer, kapı erbabının egosu yüzünden darman duman (Lütfen bunu bu olay üzerinden değerlendirmeyin, ben daha büyük bir sorundan örnek vermekteyim) Annemin kızı, blog yazarı, bloody marry seven vatandaşım. İçeri alınmamak da umrumda değil. Sadece insan yerine konmak istiyorum. Chanel çantam, kovalayan paparazzi güruhum, politikacı babam olmasa da.
Sonuç olarak. O ona söyledikten sonra, onun problemi olmayan beyefendi bizi içeri aldı. Dedim ki: “işinizin zorluğunu biliyorum. Çok da haklısınız ama insanları kategorilere sokarsanız, daha çok yanılırsınız.” O sırada fotoğrafçıların eşlik ettiği ünlülerden biri geldi. Beyefendinin dikkati o tarafa yöneldi.
Sarhoşken yapılacak işler listesi

Bu listeyi, bookmark’larınıza ekleyin, hatta üşenmeyin bir çıkış alın, “eyvah sarhoş oldum şimdi ben napıcam?” acil durumları için çantanızda taşıyın. Okuyamayacak durumu gelmişseniz, boşverin. Gecenin keyfine bakın.
1. İçerim ben bu akşam şarkısıyla geceye başlamayın. Danışıklı dövüşler genelde hüsranla sonuçlanır. Sadece dışarı çıkıp, kendinizi akışa bırakın.
2. Davetlere gidin. Nerde ne var bilmiyorsanız, 0900 Gece partiye nereye gidicem hattından beni arayın (numaraya ulaşılamıyorsa, kesin yazı yazıyorumdur. En iyisi blogumu takip edin)
3. Dokuz civarında, ikinci vodka-zencefilinizi yarılamışken (muhtemelen size ikram edilen kanepelerden ya da çantanızdaki grissiniden daha fazlasını görmemiş olacaksınız) hissettiğiniz o hafif baş dönmesi efektine seyirci kalmayın, susmayın, düşmeyin, bağırarak konuşmayın.
4. Siz farkında olmasanız da etrafınızdakilerin sarhoş olmayabileceği gerçeğini unutmayın. Ertesi sabah ben ne yaptım efektiyle uyanmak istemiyorsanız ani kararlardan kaçının.
5. 10′a doğru üçüncü bardağın dibini vurmuşsanız, değerli eşyalarınızı (cep telefonu, cüzdan, kredi kartı) çantanızın fermuarlı gözüne koyun, çantanız yoksa olan bir arkadaşınıza teslim edin.
6. Durun. Biraz şöyle. Arada su ya da limonlu soda için, çakırkeyiflikten sendelemeye varan yolun başında geçici de olsa kendinize gelin.
7. Aynı mekanda kalmayın, dolaşın. En azından takside geçirdiğiniz süreler içkiden uzak durmanıza yardımcı olacaktır.
8. Beğendiğiniz kız ya da oğlanla (eğer o da sizin kadar sarhoş değilse) sakın konuşmayın. Sarhoşu annesi bile sevmez lafını unutmayın.
9. Az önce görüp de bayıldığınız kız/erkek için bir de arkadaşlarınızdan tavsiye alın. Bu sırada iyice bakın. Yanında duranının sevgilisi olmamasına dikkat edin.
10. Telefonu asla kilitli gözden çıkarmayın. On ikiden sonraki çağrıdan hayır gelmez. Aranmayın!
11. Dans edin, kötü enerjilerinizden kurtulun, etrafınızdakilerin ne düşündüğünü unutun.
12. Barmen daha fazla içki vermek istemezse agresif davranmayın. Adamın bir bildiği var. Unutmayın!
13. Aztek‘e gidin. Bomonti’de. Biranın yanında sucuk, mantı, salatalık, peynir yiyin. Ama bulması zordur. Bir bilenin yanına takılın.
14. İnat etmeyin. İzin verin sizi eve bıraksınlar. Arkadaşlarınıza güvenin.
15. Apartmanda gürültü etmeyin, anahtarlarınızı önceden hazır edin.
16. Makyajınızı, pantalonunuzu, ayakkabılarınızı çıkartın, nereye isterseniz oraya bırakın.
17. Mesaj, internet, mail, facebook, twitter gibi iletişimin her türünden uzak durun.
18. Su-alkaseltzer kombosunu uyumadan alın, gecenin devamı için sürahiyi komidinde bırakın.
19. Uyuyun. Sabah sizi pek de hoş bir hava beklemiyor.
Piyano piyano bacaksız
Oturuyorum. Karşımdaki masada bir kız. Ben diyim 18, siz diyin 24. 21 civarında bulaşalım. Ekose etek, beyaz gömlek, dizaltı çoraplar, platform ayakkabılar. Herşey bu sezonun modasına uygun. Gözlerde de elbette simli kalemler. İzliyorum. Belli oradan bana hikaye çıkacak. Efendim? Ha unuttum çok pardon. Mekan Vapiano. Suadiye’de açılan ünlü Alman zinciri. Spesiyalleri ricotta ve ıspanakla dolgulu ravioli (17 TL); labne sos, mozarella, kırmızı, taze soğan ve dana baconlu pizza (17 TL), başlangıç için de elbette Bruschetta (4.50 TL). Dilinizi orgazma sürükleyen tiramisu (12 TL)’ya yer ayırmazsanız yatağa sancılar içinde girmeniz olası.
Kız yalnız. Bilgisayarı saymazsak. Dudak kıvrımlarında engelleyemediği gülümseme. Parmakları adrenalin salgılıyor. Durmadan. Dakikada 40 kelime. Karşıdan gelecek cevabı bekleme anlarında ekrandan bana kayıp duran gözler. Neden kitlendi bu kız havasında. Neyse ki mesaj gecikmiyor da, benim önemim azalıyor.
Senaryo belli. Chat’in ucunda beğendiği her kimse. Ahmet, Cenk, Feride. Yazışma onla. Ya da belki de onun hakkında. Tıkır tıkır tıkır. Bana buluşalım dedi. Çıt çıt çıt. Yarın akşam yemeğine. Kih kih kih. Ben sabahtan kuaföre. Ha ha ha. Cenk çok komiksin. Tam o sırada internet gitti. Biliyorum. Benim önümde de bilgisayar var. Kızın gözlerinde iki damla yaş. Sinirden. Garsonu çağırıp ızdırap içinde bağırıyor: “Lütfen modemi açıp kapatır mısınız?” Modern çağda geçen klasik cümle. Bir dakika 100 yıla bedel.
Kod adı kahve

Flirt tamam. Son birkaç haftadır gidip gelen telefon mesajları, mailler, arada bir masanın karşılıklı tarafında oturan kırmızı-mavi kuvvetler. Zaten bu alanda bir sorun yaşamamıştınız. Sigaramı yak, hesaba bak, lütfen bir kadeh şarap daha istekleri. Durum zaten önceki yaşamların aynısı. Adam farklı ama rutin aynı. Üstü kapalı konuşmalar, kimse alanından fedakarlık yapmadan.
Aklınızın bir yerinde ya bundan sonra sorusu. Dolaşıp duruyor. Galip Dede’den çıkıp Otto, Lokal, Babylon, Kulp, Alt, We, İndigo, 8′e mi devam etmeli, iyi ki görüştük diyip Pera Taksi’ye mi yönlenmeli. Ya da en iyisi, çok yorgunum bahanesiyle arkadaşlara, gecenin kalanına, aslında sokağa çıkma nedenimiz olan ya tutarsa mitine mi güvenmeli? Millet cumaları Kiki‘de. Kiki Sıraselviler’de.
Merak. Beni, seni, sizi ve bizi oturduğumuz sandalyeye kitleyen. Merak sonumuza beş kala huzursuzluğu, tahriki, geçici tutkuları körükleyen. Merak. Dizinin bir sonraki bölümüne kadar geçen zamanda destelerce acaba, düzinelerce kesin sözünü geçiren.
Kalkılıyor. On’a birkaç kala. Köşe başında hafif çarpık bir veda. Kadınla adam arasında. 16 Ekim 2009. Şaşırtmayan cuma.
