Urban Confessions

Bir şehrin anatomisi

Archive for the ‘Pandaloop’ tag

Bekleme yapmayın, dansa kökleyin

without comments

Fonda şu dinleniyor: Sertab Erener – Büyü de Gel

Ortaokulum St. Pulcherie’nin yeni açılan galerisinde kanepeler ve beyaz şarap. AFM Fitaş’ın sıcak salonunda Contakt izleyip, Tünel Parantez‘de bir mojito içtikten sonra Galata. Tatar Beyi Apartmanı’nda duraklama. Ardından sırasıyla Ghetto, Kiki, Minimüzikhol, taksi, 11:11, mesaj, taksi, makarna, mesaj, yatak. Kendime kızma. Küçük çapta. Uyku. Bol rüyalı. Cumartesi geldi

Bugün yetiştirmem gereken yazılar ve artık çalmasın istediğim telefon arasında gerekli listeyi araya sıkıştırıyorum. Gezip bana haber edin.

Mind Models: The First Show @ Borusan Müzik Evi, 14:00
Yaşayan Kütüphane @ The Hall 15:00 (Kitap değil insan ödünç alınıyor)
Canan Ünal @ Oda (Saint Pulcherie Galeri)
Love Weekends @ 360 (Zifiri karanlıkta yemek  yeme deneyimi), 20:00
Nicole Conte @ Public, 21:00
Bora Çeliker + Burak Bedikyan Duo @ Gitar Cafe, Kadıköy 21:00
Saturday Night is Singles Night @ 11 Tünel, 21:00
Hayvanlar Alemi + King Seroman DJ set @ 6:45 gram, 21:35
Agentorange sunar : Bisousbelle, Pandaloop, Mete Avunduk @ Mini Müzikhol, 22:00
%100 Drum and Bass Assault @ Pixie, 22:00
The Tiger Lillies @ İKSV Salon, 22:00
Kiwi ile Aşkınızı Tutuşturun @ Sofa Hotel, 22:00
Proudpilot & Kök @ Alt, 22:00
Disconauts in Space! w/The Craftsmen | Mert Eser | Onur Gürbüz @ The Hall
Sevgililer Günü Özel Party Balans Brau, 22:00
İlkay & Nevzat @ Otto Asmalı, 22:00
Sofa Surfers @ Ghetto, 22:00
Yalın Unplugged @ W Hotel, 22:30
Shantel @ Babylon, 22:00
Oleg Gitarkin @ Arkaoda, 22:00

Fonda şu dinleniyor: Levent Yüksel – Beni Bırakın

Haftasonu müdavimleri

without comments

Az önce Kodadı Ahsen aradı. Cuma Cumartesi ne yapıyoruz diye. Sonra da manilerini saymaya başladı.

Babylon’da  Gilles Peterson (bugün), Little Dragon (yarın) konserlerine  gidemezmiş, Kerim Bey’ler kesin ultümatom vermiş, ona yaşattıklarından sonra yüzünü görmek istemezlermiş. Kırk yılın başında haftasonu eğlenmeye çıkacakmış, drama yaşamaya gerek yokmuş. Oysa ki İsveç’te doğma, Grey’s Anatomy’de olma Little Dragon’u da pek severmiş. Talihsizlik işte. Neyseymiş.

Tamirane’de Kid Loco, Otto Santral’de Modeselektor pek uzaktaymış. Ayakları oralara kadar kendisini taşımazmış. Vereceği 30 TL’lik taksi parasıyla içki alırmış daha iyiymiş.

Bir de Machine diye bir mekan duymuş ama gidenler pek karanlık bulmuş. Oralarda narin bedeni daralırmış.

Sonunda soru geldi: Bütün bu şıklar göze alındığında nereye gitmeli, geceyi hangi club’da bitirmeliyim. Of dedim ben de sabahın köründe yordum beni yine. Sonra da ayrı gayrı demeden aklıma gelen yerleri sıraladım kendisine.

Cuma
Bicycle Day @ Deform
Pin UP & Greaser Night @ Box (Atıf Yılmaz Cadesi, Küçük Bayram sokak, 1/4, Beyoğlu)
Pandaloop @ 6:45 Gram
Opening Party @ WTF!? (İstiklal Caddesi, Balo sock, no:22)
Babayani @ Haymatos (Rumeli Han C Blok Kat :2, Beyoğlu)
Starseed Label Opening Party @ The Hall
2009 DnB review @ Pixie
Jozi Levi Brazil Project feat Berg Compos @ Ghetto
Analog Master, Macit, Ali Kuru, Unus Emre @ Lokal

Cumartesi
Saturday Afternoon Fever @ Bistro Fun Fatale, Kuruçeşme
DJ Rocco @ Public
Balkan Night @ The Box
Jimmy Edgar @ Ghetto
DJ Tarkan, The Craftsmen@ The Hall
Jimmy’z Monaco @ Club 29
Shrimpy, Memek, Eren Eren, Unus Emre @ Lokal

Sen hangisine gideceksin sorusunu patlattı, listelere sığamayan arkadaşım. Yarın dedim, ben ortaya çıkarım Jimmy Edgar. Kesin. Sonra da 11:11‘de Soulstamp bakıp, MiniMüzikhol’de Dearhead’le noktayı koyarım.

Pazartesi notları

with 6 comments

- Minimüzikhall Cihangir’de açıldı. Beşinci katın binasında, girişte. İçerde üç oda, muhteşem müzikler ve içki var.
- Kış geldi. İlk nohut-pilavımızı yedik. Yanına da Komşu Fırın’dan alma siyah ekmek pek güzel gitti.
- Fun Fatale logolarını Alemetifarika ekibi yapmış. Pek şık. Yemekler de Vedat Milor’un son gözdesi Mert Şeran’dan. Açılışında masamıza kaburga geldi. Parmakları zor kurtardık.
- Turkcell, Digiturk, Steve Madden, İndigo, Beymen, Garanti Bankası telefonuma mesaj yollayan markalar.
- hazalyilmaz.com olarak yeni iki uygulamaya başladım. İsteyene özel ajanda, istemeyene Babylon’da konserlere davetiye. Hemen bakın.
- Herkes nerde sorularının cevabı sonunda geldi: Sosyete giderse Public’e biz gideriz Kiki‘ye.
- Pandaloop bir anda İstanbul müzik piyasasında patladı. Kulp, Babylon, İndigo gibi mekanlardan sonra yarın da Ulus 29′da. Kızlar da güzel, müzikler de.
- National Geographic ocak sayısında stresle ilgili uzun bir yazı var. Şimdiden Ocak beşte yapılacak işler listesine alındı.
- http://www.kirildim.com/ ve http://www.webrazzi.com/ bu hafta merakıma takılan siteler.
- İstanbul Kültür ve Sanat vakfı yeni binasına taşındı. Şimdi sorumuz Salon‘un ne zaman açılacağı.
- İmer Demirer albümü dinlenip, kendisine bayılındı.
- İzlenesi filmler: The Boat that Rocked, Love and Other Disasters, Avatar.
- Beşiktaş 720 Adrenaline Skate Park, Akçalı boyalarıyla süslenmiş. Boyadık‘a 31 Ocak’a kadar mutlaka gidip bakmalı.
- Lie to Me ikinci sezon da bitti. Eli Loker hastası olundu. Şimdi obsesif olunacak yeni dizi bulmalı. Seçenekler arasında Skins ve yarım bırakılmış Breaking Bad var.

Hazal’ın notu: Pandaloop fotoğrafları ararken yukarıda gördüğünüz postere ulaştım. Engin Şahinbaş yapımıymış. Ayıldık bayıldık.

Darboğazda büyük lokma

with 2 comments

mini

Perşembe akşamı Kiki‘deydim. Bardan bira alıp dans ettim. Sarper’i görünce pek sevindim, tuvalete inmek için kalabalıklar arasından pardon diyerek geçtim.

Cuma dinmeyen yağmurun altında Büyük Londra Oteli‘ne yürüdüm. İki gündür elektriğin olmadığı Serdar-ı Ekrem sakinlerinin geçici ofisine uğradım. Annemde nohut-pilav yiyip, Cezayir’de margarita istedim. Biraz sulu da olsa kışın ilk karını gördüm. Kesin git, Godet’ciler iyi iş çıkarmış, mekan güzel diyenleri dinleyip Minimüzikhall‘e gittim. Girişte 10 TL verdim, tam neden anlamadım ama mecburen paltomu vestiyere bıraktım. İçeriyi pek beğendim.

Cumartesi evdeydim. Bütün dolapları indirip her şeyi yeniden düzenledim. Sabah portakal suyu, öğleden sonra demir hapımı içtim. Bir ara başım ağrıdı, Lie to Me izleyerek geçirdim. Akşam yemeğinde köfteyle püre yedim. Gece doğumgünü, Tamirane, Pandaloop, Kiki programlarını satıp battaniye altında Yetenek Sizsiniz Türkiye izledim.

Pazar. Yorgunluk. Yüksek tonda. Evde yaydım. Zübeyir’den dürüm döner isteyip şalgamla mideye indirdim. Yarısı hala dolapta. Olaylar beklemediğim şekilde gelişirse köşedeki kahveye çıkarım. Ya da, belki, yanına. Sen bilirsin.

Written by Hazal

December 20th, 2009 at 6:53 pm

Kararmış kemikler ve siyah dudaklar

without comments

ebony

Pandaloop. Önce açılış partilerinde bunlar da kim kontenjanından hayatıma katıldı, ardından Lokal, Kulp, Twitter yaşamımda. 20 Kasım’da Ebony Bones öncesi ve sonrasında ortamı ateşliyorlar. Bu yılın “yeni parlayan DJ” “kadın DJ” ve “indie sever DJ” kategorilerinde üst sıralara çıkacaklar. Haber bir.

Ebony Thomas a.k.a (as known as) Ebony Bones. İngiliz sanatçı, aktris, şarkıcı, şarkı sözü yazarı, kostümlerinin her biri tasarım harikası olan kadın. Rolling Stone, Vogue, NME, Q, The Guardian, The Observer, i-D dergilerince göklere çıkarılır, sesiyle dağları, tepeleri, ovaları doldurur. 20 Kasım’da Babylon’da (az önce dikkat etmemiş olabilirsiniz diye bir kez daha yazıyorum.) Ne söyleyecek bir yana ne giyecek merakındayım. Haber iki.

Black Lips. 2002′de bateristleri Ben Eberbaugh trafik kazasında aramızdan ayrıldı. Neyse ki onlar bizi bırakmadı. Blues, rock, doo-wop, country ve punk manyağı, üstelik de yakışıklı dört herif. Hayatta isimlerini duymadım diyorsanız belki cisimleri ilginizi çekebilir. 21 Kasım. Bu da Babylon’da. Haber üç.

Rehberliği bırakalı üç yıl oldu ama hala konsere iki saat kala kapıya isim yazdırır mısın telefonları alıyorum. Bu vesileyle de gerekli açıklamayı yapmış olayım. İsim yazdırma, içerden adam atma, içkide indirim yetkilerim yok. Ben anca zeval olmayan elçi olabilirim. Biletleri önceden alın, sona dona kalmayın.

Written by Hazal

November 16th, 2009 at 7:05 am

Y’rle ben

without comments

lounge

Doğanın dengesi beni hasta edecek. Ben Y’yi beğeniyorum. YY beni. Y günlerce aramıyor, YY saat başı Facebook, MSN, Twitter’ımda. YY’yı reddediyorum, Y’yi istiyorum. Ama Y’den hayır yok. 8×24 geçmişe karıştığında, kabulleniyorum. Artık gelmeyeni beklemek, olmayanı istemek, aramayanı düşlemek için çok ilişki eskittim.

YY’ye karışık mesajlar vermeyi bırakıp, kendi kabuğuma çekilmişken, haydaa bir yenisi. YYY. Ne yapıp edip ilgimi cezbediyor. Tam YYY’ye aklımın kaydığı anda, hop Y telefon ekranımda: “Akşama ne yapıyorsun? Lokal’de Pandaloop, Alt’ta Marvin Acoustic Rock’n Roll Band var. Birini seç gidelim.” Parti yerine Babylon Lounge‘da yemek dese (kesin o risotto’yu ısmarlayacağım), galeri açılışı üstü drink dese, hatta bişiy diyim mi işkembeci bile önerse YYY’yi atlatıp Y’ye kayacağım. Ama ruhum partide onla boy göstermeyi hiç çekmiyor. “Yok” diyorum, “üzgünüm bugüne plan yaptım.”

Sonraki günlerde Y arıyor, YY arıyor, YYY zaten hayatıma giriyor. Ben seçimimi beynimi tahrik edenden tarafa kullanacağım. İş işten geçince hayatımı işgal edenlerden sıkıldım.

Written by Hazal

November 11th, 2009 at 6:32 am