Archive for the ‘peymane’ tag
To: Babylon Lovers
Haftasonu programımı yaptım. Altı kişiye mail attım. (onlardan da zincir mantığında 2′şer kişiye gitse 19 kişilik ekiple gecelerin kadını olma niyetindeyim.)
Mail başlığı: Haftasonu Babylon!
Mail içeriği: Perşembe ya da Cuma Brazzaville, Cumartesi mutlaka Tortured Soul. İşleri, yemekleri, aile ziyaretlerini iptal edin, tek tabanca ya da +1 kontenjanından Babylon’a gelin. 23′ten sonra.
On dakika sonra cevaplar geldi.
Aslı. “Hayatım kesinnn. Zaten Özgür, Derya, Merve, ben ordayız. Perşembe gel ama Brazzaville’e. Biliyorsun perşembe yeni cuma”
Deniz. ” Ya geldiler daha önce gitmedik mi, bırak gitmeyenlere yer açılsın. Bu havada moraller sıfır. Ama biliyorum yine son anda kandırılırım.”
Selim. ” Beni yaz Tortured Soul ekibine. Öncesinde de Peymane ya da Yaren‘de rakı meze diyorum. Kış sezonu açıldı. Dedikodulardan geri kalmayalım.”
Zeynep. “Kim onlar? Ben tanımam, ama sen gidilmesi şart diyorsan, bütün programlar iptal. Öncesinde Lounge‘a uğrayıp mojito da içelim mi? Geçenlerde öve öve bitiremedin, akşamüstü iş yerinde canımı çektirdin.”
Ali. ” Ne kadar bunun biletler (öğrenci 25, tam 35) ona göre ben Brazzaville’e iki gece de gelicem.
Leyla. ” Tortured Soul! O gun çalışıyorum ama iş çıkışı gelirim. Bana bilet ayırtın.”
Meğer bana gerek yokmuş, İstanbul ahalisi kış sezonunu açmış!
Şerefe. Size. Bir dahaki sefere.
Şimdi. Geriye yönelik düşünmem lazım. Sarhoşken çok sıklıkla dediklerimi unutmuşluğum, mesajları silmişliğim, içmeyi kesmişliğim vardır. Dün kesme konusunda bir adım atmadım. Keyfim yerindeyken ortamı bozmadım. Bu yüzden dediğim gibi, emin olduklarımdan, gecenin başından hikayeye başlıyorum.
Evde oturuyordum. Yazı yazma, TV bakma pozisyonunda. Zeynep 9 Ece Aksoy‘dayız dedi. Mastik ve sarımsaklı patates sunan mekanda. Marmara Pera yanı. Gitsem mi gitmesem mi, giyinsem mi soyunsam mı ikilemlerinden sonra 22:12′de tabureli masa. Millet kalamarlarını bitirmiş, rakı – şarap seanslarına devam etmekte. Muhabbet güzel. Fazla düşündürmeyen cinsten. Solumda oturan çift sanırım ilk buluşmalarında. Üzerlerinde Beşiktaş forması, oğlan kıza dokunsun mu dokunmasın mı? İki parmak su, dört küp buz. Bardağımda.
23 dakika sonra ikinci kapı. Rakı adabı. Peymane‘nin en kritik bölümünde konumlanmış dört adam. İzinlerini almadan isimlerini yayınlamıyorum. Bu yüzden kendilerinden 4Adam olarak bahsediyorum. Ama dur. Biri Kerem. Çeşitli anektodlarda bahsi geçer. Rakının masada içilmesi konusunda önemli bir noktaya değiniyor. Hakkaten nedir öyle gece klüplerinde rakıyla gezenler? Hollanda, Berlin, Frankfurt anıları; itfaiye, yangın, sucuk kahkahaları. Pilot yakınınızsa German Wings’de gidiş geliş 38 Euro’dan başlayan fiyatlarla. Saat 1′e kadar, gelsin dubleler, gitsin sular.
Ardından Otto. Yenisi. İçerisi çok kalabalık, giriş engelli, kapıda bekleyin diyorlar. Erol burda mı sorusu bütün kilitleri açar. Tabii Erol’u tanıyorsan. Elma vodka, düşünmeden kafaya diktim. Bora ve Tahsin Uzer kardeşler, İlhan Erşahin Beyler, ve aşina olduğum, sıradan yüzler. Müzik ortalama seviyesinde kulağımda gidip gelmekte.
Hikaye bundan sonra biraz çetrefilli hal alıyor. Otto’dan çıktık. İstikamet Lokal. Yağmur yağıyor mu yağmıyor mu? Sakallı bir adam vardı. Adı Efe mi, Sinan mı? Köşedeki dürümcüde (tabii bahsettiğim Avrupa işi olan) tavuklu şehriye çorbası istedim. Tepsi siyah mı oval mi? Taksiye kadar yürüdük? Köşede on dakika mı 45 mi? Pera Taksi‘nin şöförü Dolapdere’den mi gitti, Harbiye’den mi? Bilinmezler.
Varış saati 5 olarak belirlendi. Orası kesin. Sabah kalkış da 10′da. İkea’dan misafir yatağı geldi.
Pavorotti eşliğinde limonlu lahmacun

Dün akşam Banker Han’ın graffitiyle yeniden inşa edilmesinin açılışındaydım. Muhteşem işler bir de Şamil var. Ama bu sonraki yazımın konusu olacak, şimdilik gecenin sonuna kaymak istiyorum.
Dokuza doğru Han’dan çıkarak Asmalı’ya yollandık. Otopark’ın önünden, tünelin parelelinden. Pictures & Stories önü yine insan kaynıyor. Biralar ve dolmalar masalara akın ediyor. İstanbul’da yaşayan yabancılar, Antakya yemeği tutkunları, 100 metre ilerideki curcunadan kaçmak isteyenler burada. Biz rakı- meze derdindeyiz. Bu yüzden yolculuğumuza devam ediyoruz.
http://www.kv.com.tr/‘de jazz tınısı, şarap; House Cafe’nin dibinde sevgilisini bekleyen çocuk. Nasıl bir kalabalık anlatamam. Pardonları dörtle çarpıp, topuklu hanımları rahatsız ederek Parantez’in yanından aşağı sokağa kıvrılıyoruz. Peymane’de brokoli turşusu, fındık lahmacun, köpoğlu. Amacımız bu. Altı kişilik ekibimiz iki saat içinde dokuza katlanıyor. Bir Tekirdağ Trakya Serisi gidiyor, ikincisi geliyor. Peymane’nin eklektik tabakları tarafımızca pek beğeniliyor. Bir dediğimiz iki edilmiyor, herkes roket hızında çalışıyor. Aralarda Adio Mamma’nın saz ekibi bizi de şenlendiriyor. Çiçekçiden 3 gül, kazı kazandan gelecek hayalleri seçiliyor. Güller kokmaz, bize bir 10000 TL çıkmaz.
Saat 12:15′te birer bira shot ardından 391 TL hesap, adam başı 50 TL olarak kartlardan çekiliyor. ‘Hadi gidelim’lerle ‘dur iki dakika bekle’ler havada çarpışıyor. 60 saniye sonunda biralar dikiliyor, bahşiş bırakılıp, çantalar toplanıyor. Aman bir şey unutulmasın diye herkes birbirini kolluyor. 12:30 itibariyle Otto gürühuna yancı olunuyor. Biralar 7 TL, patlamış mısırcı şahane.

