Archive for the ‘portakal’ tag
Hadi kahvaltıya!

Cumartesi – Pazar kahvaltısı için mekan arayayışı. Round 5. Kriterlerimiz: Hava güzel. Dışarıda oturmaya neden olacak cinsten. Üç kız. Bu demek oluyor ki bol bol dedikodu yapacağız. Saat 11. Yani öğle yemeğini de aradan çıkaracağız.
Düşündük taşındık. Sık gitmediğimiz bir yer olsun, gelen geçene bakılsın, tatlı kahve kombosu da masamıza teşrif etsin kararlarını aldıktan sonra istikamet seçildi. Bebek’te Happily Ever After. Bol çocuklu, havlayan köpekli, yuvarlak masasının rezerve edildiği mekan. Akşam yemekleri konusunda kararsızız ama sabah kahvaltısı için ilk üçe aday.
Ortaya iki tabak: Old Timer’s Breakfast (yumurta, bacon, patates, fırında matar) ve Happy Hash Plate (otlu muffin, ıspanak, portakal, engibar kalbi) elbette çay, bir şişe su ve bol bol “şu oldu bu oldu.” (Son dört günde update edecek pek çok mesele birikti). Bir buçuk saat sonra sıcak süt yanında espressolar masamızda, pancake tabakları üçümüzün ortasında. Ben diyorum burdan çıkıp Midnight Express‘e bakmaya. Zeynep diyor eve gidip cupcake ve kolaja. Selen’in program belli. Kuaför’de vakit harcama.




Hazal’ın notu: Elbette kıyafet bakmanın çekiciliğine kapılıp Midnight Express’e takıldık. Zeynep Tosun ve Aslı Filinta koleksiyonları askılarda, bu sezonun modası Oduncu gömlekleri 180 TL. Ben girişteki siyah straples elbiseyi beğendim. Etikette yazan rakam 550 TL. İstanbul’da kriz ne zaman bitti?
Çikolatalı tost, şifa niyetine
Keşke başka bir şey isteseydim dediğim günlerden biri daha. (Ne çok var!) Den Cafe’den çıkmış eve doğru yürürken. “Şu Touch Down’ın ordan geçeyim” dedim. “Bakarsın bir iki tanıdık görürüm.” Kimse yok. Gürültüyle konuşan kalabalık, yanındaki adamla flirt ederken eli saçına giden kız, aralarından “pardon” (bu lafa da gıcık olmaya başladım) diyerek geçmek zorunda kaldığım üç beş beyaz yakalı. İlerlerdim. Assk Cafe’ye doğru.
His tam o anda geldi. Beklemiyordum. Portakal suyu. Taze olanından. İçine iki küp buz. Ağzımda sulanma hali, beynimden mideme kadar uzanan istek. Hızla geçiştirmeye çalıştım. Bu saatte sıkma portakal nerden gelecek? Yanılmışım. Kırk adım sonrasında, çöldeki vaha gibi karşımda belirdi: Maç&Ka. Nişantaşı’nın yeni fastfood’u. Saat 22:12, parıltılı ışıklarıyla bana kucak açmakta. Giriyorum. Bir bardak portakal suyu lütfen. Elbette. Buyrun.
Mekan ilginç. İddialı. Hafif Amerikan dinerlarını anımsatan havası var. Çikolatalı sandviç, mantarlı tavuklu baget, yağsız patates kızartması(?!), el churrito, hellim tost, domates suyu (taze mi bu?), cevizli salata, dürüm sosis menüde ilk dikkatimi çekenler. Evlere, iş yerlerine, kuaförlere servis, kesintisiz. Numara 368 29 21. Visa, Master, Sodexo, Ticket geçer. Pazar hariç her gün 07:00-22:00.
Tam çıkmadan aklıma geliyor, dönüp diyorum ki “ya burda ne vardı daha önce?”. Adidas diyor kasadaki adam. Hatırlıyorum. İnsan bitip gideni ne kadar çabuk unutuyor.
12 Temmuz 2009. Pazar.

Yine heyecanlandım. Panter Kırtasiye’nin vitrininde gördüğüm http://www.dalvey.com/ aksesuarlar ilk nedeni. Keşke erkek olsaydım da o köstekli saate, ve gümüş çakmağa sahip olsaydım dediğim anlardan biri. Peki ya İrlandalı atalarının asi asaletini taşıyan kol düğmelerine ne demeli? Beşlik sistemde bile on numara.
Gelelim ikinci nedene. Oldukça basit. Patso’ya girip de istediğim sıkma portakal suyunun soğuk gelmesi. Üstelik söylememe de gerek kalmadı. Adam buzdolabından çıkardı portakalları, kollu aletlerden biriyle sıktı. Dört tane. Sakın yanlış anlamayın içine buz muz koymadı. Verdim 2 TL, aldım vitamin. Hem de en sevdiğim turuncu bardakta geldi.
Esas neden, esas oğlan gibi ilgi çekici. Övünç ve Tolga’nın temmuz ayında şehir hayatını canlandıracak yeni projeleri. Biliyorsunuz şu anda sizinle paylaşmak için can atıyorum. Ama tek diyebileceğim beklemede kalın. Showhow yapımı mavi posterlerini gördüğünüz yerde iki dakika durun. Solda sağa, baştan aşağı yazanları okuyun. Hadi bir de tüyo veriyim: Olay “dün gece ben ne yaptım?” pazar günlerini egemenlik altına alıyor, kurtarıyor, sizi mutlu hissettiriyor. Mekanı Santral, durumu keyif oluyorç




