Archive for the ‘rumelihisarı’ tag
Kışlık kahvaltı

Kış geldi. Açık havada kahvaltı keyfimiz sonlandı. Ama bu demek değil ki evlere kapanıcaz. Çalıştım, araştırdım, kışın kahvaltı edilen yerler listesi yarattım. Bakın, gidin, yiyin, favorilerinizi ekleyin.
1. House Cafe, Suadiye. Menüye yeni eklenen Sahanda kahvaltı ve mantarlı yumurtaları denemelisiniz.
2. Kitchenette, Bebek. Bütün günü bilgisayarınızla, o şahane kırmızı koltukta geçirebilirsiniz. Yanına da pancake tabağı. Daha ne olsun?
3. Egg&Burger, Nişantaşı. Amerikan rüyası yaşamak istediğinizde gidilecek adres burası. Egg&Toast benim favorim, pancake Can Aykal’ın.
4. Tribeca, Nişantaşı. Canım Bagel&Cream Cheese çekiyor. Atlayıp gidiyorum. Fesleğenli, susamlı, zeytinli, kuru üzümlü, sade bagel’lar, sebzeli, kuru domatesli, pestolu peynirler.
5. Happily Ever After, Bebek. Önünüze ya maple şuruplu pancake’ler gelecek ya da fırınlanmış patateslerle mantarların eşlik ettiği yumurta tabakları.
6. Tamirane. Tamirane’de, eğer pazar gidecekseniz, açık büfe kahvaltı ve jazz konseri bulacaksınız.
7. Otto Santral. Avrupa usülü kahvaltı, croissant ya da foccacio tostları. Kalabalık gidip hepsini deneyin.
8. Fol, Cihangir. Aslen burgerci olarak hizmet verse de kahvaltı menüsünde sosisler fazla dikkat çekmekte.
9. Aşşk Kahve, Kuruçeşme. Gazeteleri toplayın, kahveleri ısmarlayın. Aşşk’ta kahvaltının suyunu çıkarın.
10. Namlı, Karaköy. Namlı’da sistem şöyle işliyor: kontuara gidip tabaklara istediklerinizi doldurtuyorsunuz. Masaya oturunca da pastırmalı yumurta ve portakal suyu siparişlerinizi veriyorsunuz.
11. Nook, Erenköy. Sınırsız kahvaltı, adı gibi. Elma, muz, simit poğaça, salam, yumurta, jambon ve diğerleri.
12. Mangerie, Bebek. Fırından çıkma ekmekler, nutella, reçel ve peynirler. Giderken ceviz reçelinden satın almayı unutmayın.
13. The Wrap, Etiler. Klasik kahvaltı yerine smoothies ve her çeşit wrap tercih edersedeniz.
14. Abracadabra, Arnavutköy. Adapazarı dil peynirli tost, Antep ev salçalı %100 sahanda sosis, pestilli omlet desem. Sizin de canınızı çektirsem.
15. Good Mood Lounge, Maçka. G-Mall’un alt katında açılan Good Mood Lounge’da somonlu yumurta, ya da musli kasesi ısmarlamalısınız. French Vanilya kahve muhteşem.
16. Bahar Pastanesi, Arnavutköy. Türk usulü sucuk, simit arasında beyaz peynir, sonrasında da mekik.
17. Sade Kahve, Rumelihisarı. Gözleme yemeden dönerseniz büyük hata etmiş olacaksınız.
18. Sebo Börek, Karaköy. Kıymanın içine antep fıstığı, patatese acı, kuşbaşına bezelye koyan adamlar. Lezzet, 10 üzerinden 110.
100 metre şampiyonu
“Çok fazla hayalin peşinden koşmayı bırakmalıyım” dedi. Sonra da ekledi: “hayatıma çeki düzen vermek istiyorum.” Barcelona’da yaşamak, Ferrari almak, Akdeniz’e açılmak mı diye sorabilirdim. Neyse ki akıllı biriyim. Ne demek istediğini adım gibi bildim. Bedenimi onunkine yaklaştırıp. “Olmak istediğin adam olamazsın” dedim. “Olduğunu kabul edeceksin” Çaresizlik, rahatlama, çocuksu gülümseme yüzünde parladı. Garson çıkmam için sandalyeyi çekti. Çizgili kanepede vedalaştık.
Çantada Mania‘dan aldığım bir şişe şarap; torbada roquefort, parmesan, dil peynirleri; Arnavutköy, Bebek ya da Rumelihisarı sahilinde saatler geçirebilirdim. Yarını, kalabalıkları, polisleri düşünmeden. Çünkü veda anından yetmiş iki dakika öncesinde “yanında rahat edeceğim insan istiyorum” demiştim. O da konuyu ilişkiler, sonuncular, bitişlere getirmişti. Düşünmek istememiştim kapanmış defterleri. “Şans” demiştim. Geleceğin bedeli.
Tap diye taptap

Yeni yerler keşfetmek. Pazar günü eğlencem. Nişantaşı-Tünel-Galata üçlüsünün arasından sıyrılıp, tercihen sevdiğim insanlarla, onların işi varsa kendi başıma, başka mahallelere, hayatlara, dükkanlara dadanmak. Pazarın yalnızlığını, kendisiyle paylaşmak.
Cihan’la cumartesi konuştuk. Rumelihisarı’nda Casa Nova ya da Nar Cafe. İkimizin de bilmediği masalarda muhabbet. Saat akşamüzeri. Mesela Beş. Sisli hava dağılmak üzereyken Hisar’a vardım. İki mekan yanyana. Nar’ın önünden geçtik, o anki ruhumuzu sarmadı. Casa Nova çok güzel. İtalyan kasabalarındakilere benzer. Üstelik şansımıza en güzel masa bize kalmasın mı? Ben vejeteryen pizza istedim, Cihan zeytinli margarita. Yanına bir kadeh de şarap rica edince garsonumuz yok dedi. Üstümüzde camii. Teşekkür edip çıktık. Bir daha öğlen uğrarız.
On dakika, kısa araba yolculuğu, Radyo Eksen. Pazar günü Taps‘de biter. Tabağımda tavuklu quesedilla, yanımda baharatlı patates. Konuşup dururuz işte çizgi roman, film, Becker, Spin City ve diğerlerinden. Modumuz: Muhteşem. Pazar: kolay geçer.
Hazal’ın notu: Yazıda bahsi geçen şarap ve bira kesinlikle benim tarafımdan tüketilmemiştir. İçkiye ara seanslarında üçüncü gündeyim.
Orgazmik karides, cazibeli tuna
Bu pazar ne kadar güzel geçti laflarının hepsini alıyorum, üçle beşle onla çarparaktan bloga iade ediyorum. Bu pazar diğer pazarları bırakın, herhangi bir yılbaşı akşamının olamayacağı kadar güzel geçti. Teşekkürler Şef. Her nerede yemek yapıyor, bizi mutlu ediyorsan. (Merak edene adres verelim. LeChef Ulus 29′da)
Annenin Yeri

Doors grubu bir mekan daha açmış. Rumeli Hisarı’nda. Açmış dediğime bakmayın. Yeni değil. Ben Arnavutköy’den sonrasını diğer taraf olarak kabul ettiğim için fazla gitmezdim. Eskiden. Şimdi sokakların gülü kontenjanından katıldığım hayatta ne yeniyse denemek, başkalarına önermek, ya da sakın gitmeyin listelerine koymak mecburiyetindeyim.
Mama‘ya gittim. Bir akşamüstü sadece soğuk kahvelerinin tadına bakmak için de olsa. Mekan rahat, dışarıda sigara içiliyor, içerideyse muhteşem müzikler çalmakta. Nouvelle Vague, M.I.A, Air, Lounge Fm’in aylık kontenjanında ne varsa. Bir de araya sanki benim için Bueno Vista sıkıştırdılar ki, Cuba’nın parlak güneşinin altında yattığımı zannettim.

Yemek yemesem de bilenlere danıştım. “Bir öğlen arasında, vızır vızır araba sesleri umurumuzda olmazsa, Mama’da ne yenir?” Penne Pollo delle Mama ve kum mideyeli linguini dediler. İlk fırsatta deneyip, izlenimlerimi sunucam. Bir de fiyat verelim. Yemekler içinden. 15-30 arasında bahtınızı ne çıkarsa.












