Archive for the ‘sarhoş’ tag
Modern zamanlarda aşk bu(mu)dur

On iki adım uzağımda kırıştırdığım adam, tuvalet yolunda yabancılar. Beraber başlamadık geceye, birbirimizi gördüğümüzde şaşırmadık da ama. Benim yanımda olağan şüpheliler. Omleti mantarlı, fasulyeyi etli sevdiğimi bilenler; onun kolunda bir kadın. Endamı güzel. Kafası kaymış.
Bana bakıyor. Kadın onu öpmeye çalışırken. Ben saate. Eve gidip gitmeme fikriyle. Bana bakıyor. Arzudan çok merak dolu gözlerle. Gülümsüyor. Bana bakıyor ama gözlerinde kıvılcım yok. Bakma o zaman diyorum. Bakma bana. Kafamı çeviriyorum önümdeki biraya.
O sırada yanımdaki kadın “açım ben” diyerek dikkatimi çekiyor. La Cantina mı, Patato mu, Lale‘de çorba mı, Sisore de pilav mı. En yakındaki diyor. Tavuklu, sebzeli wrap’ler La Cantina’da. La Cantina köşenin başında. Lokal’in önündeki kalabalığın arasından geçerek hedefe varıyoruz. Gecenin köründe hamur işi. Huzursuz mideye ilaç gibi.
İki dakika sonra düşüyor mesaj: “bu gece çok güzeldin.” Siliyorum telefonumdan. Hayatımdan, aklımdan, kanepemden, geleceğimden de. Bazı geceler uyumak ne kadar kolay.
Sarhoşken yapılacak işler listesi

Bu listeyi, bookmark’larınıza ekleyin, hatta üşenmeyin bir çıkış alın, “eyvah sarhoş oldum şimdi ben napıcam?” acil durumları için çantanızda taşıyın. Okuyamayacak durumu gelmişseniz, boşverin. Gecenin keyfine bakın.
1. İçerim ben bu akşam şarkısıyla geceye başlamayın. Danışıklı dövüşler genelde hüsranla sonuçlanır. Sadece dışarı çıkıp, kendinizi akışa bırakın.
2. Davetlere gidin. Nerde ne var bilmiyorsanız, 0900 Gece partiye nereye gidicem hattından beni arayın (numaraya ulaşılamıyorsa, kesin yazı yazıyorumdur. En iyisi blogumu takip edin)
3. Dokuz civarında, ikinci vodka-zencefilinizi yarılamışken (muhtemelen size ikram edilen kanepelerden ya da çantanızdaki grissiniden daha fazlasını görmemiş olacaksınız) hissettiğiniz o hafif baş dönmesi efektine seyirci kalmayın, susmayın, düşmeyin, bağırarak konuşmayın.
4. Siz farkında olmasanız da etrafınızdakilerin sarhoş olmayabileceği gerçeğini unutmayın. Ertesi sabah ben ne yaptım efektiyle uyanmak istemiyorsanız ani kararlardan kaçının.
5. 10′a doğru üçüncü bardağın dibini vurmuşsanız, değerli eşyalarınızı (cep telefonu, cüzdan, kredi kartı) çantanızın fermuarlı gözüne koyun, çantanız yoksa olan bir arkadaşınıza teslim edin.
6. Durun. Biraz şöyle. Arada su ya da limonlu soda için, çakırkeyiflikten sendelemeye varan yolun başında geçici de olsa kendinize gelin.
7. Aynı mekanda kalmayın, dolaşın. En azından takside geçirdiğiniz süreler içkiden uzak durmanıza yardımcı olacaktır.
8. Beğendiğiniz kız ya da oğlanla (eğer o da sizin kadar sarhoş değilse) sakın konuşmayın. Sarhoşu annesi bile sevmez lafını unutmayın.
9. Az önce görüp de bayıldığınız kız/erkek için bir de arkadaşlarınızdan tavsiye alın. Bu sırada iyice bakın. Yanında duranının sevgilisi olmamasına dikkat edin.
10. Telefonu asla kilitli gözden çıkarmayın. On ikiden sonraki çağrıdan hayır gelmez. Aranmayın!
11. Dans edin, kötü enerjilerinizden kurtulun, etrafınızdakilerin ne düşündüğünü unutun.
12. Barmen daha fazla içki vermek istemezse agresif davranmayın. Adamın bir bildiği var. Unutmayın!
13. Aztek‘e gidin. Bomonti’de. Biranın yanında sucuk, mantı, salatalık, peynir yiyin. Ama bulması zordur. Bir bilenin yanına takılın.
14. İnat etmeyin. İzin verin sizi eve bıraksınlar. Arkadaşlarınıza güvenin.
15. Apartmanda gürültü etmeyin, anahtarlarınızı önceden hazır edin.
16. Makyajınızı, pantalonunuzu, ayakkabılarınızı çıkartın, nereye isterseniz oraya bırakın.
17. Mesaj, internet, mail, facebook, twitter gibi iletişimin her türünden uzak durun.
18. Su-alkaseltzer kombosunu uyumadan alın, gecenin devamı için sürahiyi komidinde bırakın.
19. Uyuyun. Sabah sizi pek de hoş bir hava beklemiyor.
Battı balık şat gider
Sarhoşluk… nedir?
“Bunu yapmayacağım” dediklerimi müziğe salmak… daha çok dokunuş, belimden tutacak el isteği… bugünü yaşama mecburiyeti… yarının tarihi… kanımda artan promil oranı… algıda bencillik… tuvalette geçirilen onlarca dakika…o adama bakış… o adama ikinci bakış…bakmayış…vazgeçiş… Çok sınırlı gecede, gerçekten sevdiğin insanlarla beraberken, nedensiz, mutlu oluş.
Dün gibi. Ulus 29′da tabasco tekila ikilisi midemde gezinirken saatin, bedenin, mekanın kontrolünü kaybettim. Bir avuç insan, biz, hepimiz. Önce kendime dur dedim. O kadehi yana geçir, ikincisi soldan geldi. Bu sefer ver dedim. Balık battı, yandan gitti.
Ulus 29 Lounge‘ını açtı. Haber bu. DJ kabininde Fuchs vardı, arada sigaraya çıkıp dükkanı bize bıraktı. Hiçbir tuşa dokunmadık, makinenin büyüsüne kapıldık. Şef önlüğünü çıkardı, masamıza teşrif etti. Badem kaseleri doldu, boşaldı. B52 modası yeniden hortladı. Özetin özetinin özeti: Ulus 29 Lounge. Kapısını açtı. Sanmayın ki Otto’dan pahalı.
Kaleye mum kimsin?

Flirt edip de ilişkiye girmece oynadık. Pek sevdik. Herkese tavsiye ettik. Flirt etmeden sevgili olmaca da oynadık. Sonunda biri mutlaka dizini parçaladı. Beğenmedik, aman bunu oynamayalım dedik. Yalnız olmaca, evli adamdan kaçmaca, yabancı damat bulmaca, arada derede durmaca, bir ayrılıp bir barışmaca, arkadaş kalmaca, sevişmece, kendini kandırmaca, uzun uzun beklemece. Hepsi tamam. Peki ya bundan sonra, bir yastıkta kocamacaya gelene kadar daha kaç oyun var?
Hep daha geriye gidiyor sanki. Daha zor, daha kendinden uzak, daha derin kuyular. Asla olmaz dediklerin kapını zorluyor, neyse ki barikatların sağlam. Keşke söylediklerimiz kadar kolay olsa hayat. Ama işte laflar, ağızdan dökülen fazlalıklar… Sarhoş bir gecede, masanın köşesinde benim, senin, onun kulağına doluyorlar.

Bugün Pazar. Öğleden sonra. En sevdiğim oyunlardan birini oynayacağız. Şef’in evinde ördek yemece. Kurallar basit. Bir Şef. Ulus 29′dan ithal. Otuz kadar aç insan. Maharetli ellerinden çıkacaklara kurtlar gibi saldıran. 100 şişe bira, 30 şişe şarap, midenin aldığı kadar viski, vodka, tekila, konyak. Müzik sistemi tamam. Track’ler sağlam. Kahkaha. Sonsuz sınırsız sayıda.
Bugün pazar. Yerden yüksek apartman dairesinde. Biz bizeyiz işte. Belimiz sağlam.
