Archive for the ‘voleybol’ tag
Farklı bedenlerde dans
7-10 yaş arası dans etmişliğim var. 12-15 civarlarında da basketbol, voleybol, uzun eşek deneyimlerim. Yastık olmadım, boyumu uzatamadım, asla televizyonda gösterilen smaçları vuramadım. Vasat oyuncu, sportif ruhtum.
Bu hantal hayata geçmem liseyle birlikte oldu. Kitaplar ve yazı kapsama alanını genişlettikçe, günlük İstiklal yürüyüşleri, yüzme ve rüyalar haricinde sporla olan ilişkimi kestim. Hayatım boyunca yaptığım en büyük hata olarak da kendi tarihime yazdım.
Bu yüzden Facebook üzerinde Candaş (Baş)’tan gelen RemDans Proje Topluluğu rubuna üye olurken hüzün hissettim, kendi adıma. vVe tabii ki inanılmaz hayranlık, ortaya çıkardıkları işleri bildiğimden. İstiklal Caddesi, Ayhan Işık Sokak’ta ya gidip Workshop’larına katılın ya da programı takip edip muhteşem oyunlarına.
sun.day.sky’da neler yaptık?

sun.day.sky’a gittik, bilgisayarı takacak yer, kartları koyacak köşe bulduk. Tanıdıklarımıza “merhaba” diyip, tanımadıklarımızla gülümseştik.
Dükkanlarda dolaştık. Bugga‘daki “Hanım Bilir”, “Beyim Bilir” rozetlerine; Bagie‘de uğraşsan da kopmaz Nano teknolojik çantalara; Milk‘teki Pick Me bardak altlıklarına ve şeytan yüzüklere; Kömürlük‘teki şans bileziklerine; Boa Studio yapımı organik elbiselere hayran kaldık. Hepsininde alacak paramız olmadığından bu festivallik seçim yaptık. Kazanan Pick Me, şeytan yüzükleri.
Bir hotdog’un dörtte biriyle, iki karton bira içtik, patateslerden atıştırıp Uno diye bağırdık. Bu sırada tabii ki kendimize bir masa seçmiştik. Tam Vinyl satışlarının yanında sağda. Bol bol CD, plak bakıp hiçbirinden almadık. Çünkü dedim ya, günlük alışveriş kotamızı Sadi’yle doldurmuştuk. Pop Corn’la gelen arkadaşlarımıza hayır demedik.

Tamirhane’de oturan arkadaşlarımıza yamanıp muhteşem yemeklerin tadına baktık. Açık Radyo DJ’lerinden Ahmet Güneş‘in seti, sun.day.sky’ımızın dönüş noktası oldu. Dinlerken “bu adam kaçta çalıyor, radyoları ayarlayalım” diye konuştuk.
Akşamüştü çocuklar gibi şenlendik. Ayakkabılardan kurtulup voleybol oynadık, frizbi atışıp etraftakileri tehlikeye attık. Bu sırada peşimize takılan köpek alandaki fotoğrafçıların dikkatini çekti. Birden hepimiz ünlendik.
Kayanları, üç topçuları, çimlerde gazete okuyanları, yastıkta kitaba dalanları, kedili kızlarla, köpekli beyleri gördük. Gece de kokteyl bardan plastikte limonatalarımızı(!) aldıktan sonra Sattas izledik.
Eğlendik, bir daha olsun dedik, ama ne yazık ki Cumartesi gösterilen Peter Sellers “Party” filmini kaçırdık.
